Gönül ile aklı koydum kafese ..
Biri "UMUT" diyor ,biri "KES " diyor .
Çırpındıkça kaldım nefes nefese..
Biri "DAYAN" diyor , biri "PES" diyor..
Yüreğim döndükçe döndüm akkora ,
Sabrım demir aldı , yelkenler fora. ...
Gitmek istiyorum çok uzaklara .
Biri "CAN " diyor , biri "ES " diyor...


*Dizelerin kime ait olduğunu bilmiyorum, sadece şu andaki ruh halime uygun oldukları için sayfamda olmasını istedim. Bilen varsa yazarını paylaşabilir.

Şimdi sen burda başlık varmış gibi düşün

Hayattaki korkularım..
Yaşlanmak
Yalnız ölmek
Ve gök gürlemesi

Yaşlanmayı bir şekilde halledebilirim sanırım. Yeni nesil Ajda olurum en fazla. Gerdir allah gerdir :))
Yalnız ölmek konusunda bişey diyemiyorum. Şu andaki gidişat onu gösteriyo.
Evimde tek başıma... Başucumda pc,kitaplığım ve ben..

Gök gürlemesine gelince (gülme bak bozuşuruz
)
Evet kazık kadar kadın oldum annemin tabiriyle ama hâlâ gök gürlediğinde girecek delik arıyorum. Ve yine her gök gürlemesinde telefonlarım susmuyo. Korkma, korkacak bişey yok diye arıyolar sevenlerim sağolsunlar.
O kadar uğraştım yıllardır , evin pencerelerini açtım göreyim o şimşek çakmasını yeneyim korkumu diye ama çakmasıyla beraber kendimi evin en kuytu köşesinde buldum.
Bu korkunun yalnız ölmek korkusuyla birleştiğini düşünsene...Bırrrrrrr..


TC kimlik numaramı ve ssk numaramı bir türlü ezberleyemiyorum. Ve bu yüzden kendime salak demeden duramıyorum. Hayır yani öyle bi hafıza var ki bende, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite, ösym numaram, gerekli gereksiz bir sürü telefon numarası ve şifreyi hafızamda tutabiliyorum. Bir şifre ya da telefon numarasını bana bir kez söylemeniz yeterli iken vatandaşlık numarama gelince iş çuvallıyorum resmen.


Ev içinde süslü püslü şeyleri sevmiyorum dekor olarak. Ne o öyle perdeye kelebek takmalar, en olmadık eşyalara kılıflar örmeler falan. Bunların hepsi Derya Baykalın marifeti di mi? Yahu kimin evine gitsem evler barbi bebek evi gibi. Heryerde
garip garip şeyler. Oturacak yer bulamıyoz anasını satim. Yanlışlıkla oturacak yer bulsam bu sefer de tedirgin oluyorum acaba bişeye dokunur da kırar mıyım diye. (Azıcık sakarım da üzerinize afiyet :)) Yapmayın etmeyin güzel arkadaşlarım, sade sade oturun evinizde.


Takı takmayı pek sevmem. Şıngır şıngır gezen kadınlardan olamadım hiç. Yakıştıramıyom kendime ondan belki de.
Ama geçenlerde gaza geldim. Sabah kalktım, makyajımı yaptım(oluyo bazen arada yapıyom :)) yüzüklerimi taktım, kolyemi boynuma geçirdim. Şıkır şıkır geldim işe. Öğlene kadar boynumdaki kolye dağıldı. Akşam eve giderken de
yüzüğümün taşları vatanlarını terk etmişlerdi. Demek ki neymiiiiş, alışmadık boyunda kolye durmazmış :))



Pek yoğun çalışıyorum bu aralar. Patronum dolandırıldı bi yandan(anlatcam onu da size bi ara, ben eğlendim siz de eğlenin bu dolandırılma hikayesiyle), işler coştu bi yandan, dolandırma işinden olan maddi kaybı kapamaya çalışmak bi yandan bunaldım resmen. Ruhumdaki çalkantıları saymıyorum bile bunların yanında..

Yazmak istediğim bi sürü şey var size.
Tez zamanda normale dönecem ben.
Öptüm hepinizi...


Her telden

Bahar geldi yine. İlk cemre düştü bugün havaya. Sevmiyorum ben baharı. Kış olsun bi de yaz olsun. Parmak arası terliklerden çizme giymeye geçelim.
Yaz gelsin ve ben sabahları ne giysem derdinden kurtulayım. Zira şu anda ince giyinsen üşüyosun, kalın giyinsen terliyosun. Sonra hooop yataklara düşüyosun.
Yaz gelsin tez zamanda.



Sene olmus 2010 hâlâ kendisini istemeyen kadını
orospu, kaşar, motor sıfatlarıyla sağa sola anlatan erkekler var. Kedi ciğere ulaşamayınca çirkefleşebiliyormuş demek ki...Yazık..!!!
Böyle giderse gelişimini tamamlayamayan tek
canlı türü olarak tarihe geçecekler.. Üzülüyorum bir kadın olarak.



Kalabalık bir sülaleye sahibim. 6 amcam, 6 halam, 5 teyzem ve 2 tane de dayım var. Hal böyle olunca sahip olduğum kuzen sayısını
dönem dönem karıştırıyorum :) Ama içlerinde bir tanesi var ki benim için yeri ayrıdır. Aha da şu aşağıdaki resimdeki kırmızı burunlu kız, nam-ı diğer sinirliprenses. Nicki sinirli ama kendisi gayet sakindir aslında. Blog yazmama sebep olan kişidir aynı zamanda. Ama kendisi bu aralar pek boşladı buraları. Dürtüyorum her defasında karala bişiler diye. Bir gün o da beni dürtecek sanırım :))

*Fotoğraf buraya konulacak diye oynanmamıştır. Bu haliyle paylaşım sitelerine yer almıştır :) Rezillik diz boyu.


Sevgililer günü hediyesi olarak şu adamın yaptığını hanginiz yaptınız haa sayın erkek okuyucular? Bak elin adamı neler yapmış siz hâlâ "ben inanmam sevgililer gününe" diye atıp tutun. Gerçi bunun kız arkadaşı buna ne hediye yapmıştır düşünmek bile istemiyorum :))


Sabah sabah Tekirdağda öz kızına 7 yıl boyunca tecavüz edip sadece 20 yıl ceza alan bir adamın haberini okudum. Adamın savunması da "kızım beni baştan çıkardı" şeklinde. Kız su an 15 yasında. 8 yaşındaki bir kız çocuğu bir erkeği nasıl baştan çıkarabilir. Bu nasıl bir sapkınlıktır aklım almıyor.
Böylelerine 20 yıl ceza vermeyeceksin, keseceksin çükünü vereceksin eline.. Artık boynuna kolye mı yapar, kendini mi tatmin eder ona kendi karar verir.


Bir de şöyle bir site varmış. Gaylik tedavisi !!!yapıyolarmış. Bu konu hakkında çok fazla bişi demek istemiyorum ama cinsel tercihleri bir hastalık olarak gören insanlarla aynı atmosferde yaşamak koyuyor be...



Pek gerginim bu aralar, sakinleşince döncem

İtiraf

Okuyanlar bilirler, Geçmişten Gelen serisi vardır yazılarımın içinde.
Bugüne kadar yayınladığım 16 adet yazı vardır o seride ve yayınlanmayan yüzlerce yazı.
Sağa sola alınmış kısa notlar.
Elbette ki o yazıların bir öznesi vardı.
Hayatımda hiçbir zaman yer almamış ve yer almayacak olan bir adama yazılmıştır o yazılar.
Hayali değildir, kanlı canlı bir insandır o da bizler gibi.
Tek farkı biraz şerefsizdir, biraz da korkak...
Kendisine son satırlarımı yazıp Geçmişten Gelen serisini sonlandırıyorum.

Ey ne istediğini kendi bile bilmeyen adam...
Sana hep mutlu ol falan diyordum ya
Vazgeçtim lan!!!
Ben değilsem yanındaki,
Ve ben olmayacaksam hayatında hiçbir zaman
Sen de mutlu olma!!!
Bensiz geçireceğin en güzel günün bile boktan olsun inşallah...

Erken uyarı yazısı

Ay yine geliyor işte o kara gün yarabbim...

Yine her yer kırmızı kırmızı şeylerle dolacak, sanki sevgiyi ifade etmek için başka renk yokmuş gibi.

Belki benim aşkımın rengi mor, neden bana kırmızı şeyler sunuyosun arkadaşım?!!!

Belki ben sümbül seviyorum, neden sevgilim bana kırmızı gül alsın diye psikolojik baskı uyguluyosun haaa?
.
.
.

Bu soruların cevaplarını yıllardır bulamamışken bak aklıma ne geldi.

Şimdi biz sinire sahip olduğumuz zaman sinirliyim diyoruz değil mi?

Ağrımız olduğunda da ağrım var biraz deriz eşe dosta.

O zaman neden içimizde sevgimiz varsa sevgiliyim diyemiyoruz sevgi sahibi insanlar olarak?

Neden sevgili kelimesi sadece partner anlamına geliyor?

Sevgililer gününü sevgi sahibi olan herkes değil de neden sadece sevgilisi olan kutlayabiliyor?


Değiştirin lan adını bugünün.

Sadece sevgili sahibi olan insanların tekelinde olmasın 14 Şubatlar.

Dışarı çıkacak olsak, heryer elele gözgöze sevgi pıtırcığına dönmüş çiftlerle dolu olacak.
Biz sap gibi oturcaz...
Olmaz

Sinemaya gidelim desek, yine aynı manzara. Millet sevgilisinin omzunda izlesin filmi, sen koltukla bütünleş...
Olmaz...

Karar verdim bu sene bende çılgınlar gibi sevgililer gününü kutlayacağım.

Sevgim var sevgilim olmasa da kime ne?

14 Şubatı adeta bir bayram havasında geçireceğim.

Bütün arkadaşlarıma sevgililer gününü kutladığım mail yollayacağım.

Yapıcam valla yapıcam..

Ne de olsa deliye her gün sevgililer günü :D

Bu yazıyı da erkenden yazdım ki siz de böyle yapın diye..


Öptüm...






ps: Aslında biz bu sevgililer gününü kuzenimle birlikte geçirecektik kız kıza. Bütün planları ona göre yapmıştık. Ama son anda kendisi gereksiz bir atraksiyona girip en kaba tabiriyle beni sap gibi ortada bıraktı. Burdan kendisine el sallıyorum. :))

Geçmişten gelen-16

Ne uyuyabiliyorum
Ne de uyanık kalabiliyorum

Ne gidebiliyorum O'ndan
Ne de kalabiliyorum

Ne konuşabiliyorum
Ne de susabiliyorum

Ne açım başka şeylere
Ne de doyabiliyorum elimdekiyle

Ne unutabiliyorum
Ne de hatırlayabiliyorum

Sadece çabalıyorum....
"Bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen" sözüne rağmen....

Ne ummuşlar ne bulmuşlar-part4

Merabayın...

Yine abuk aramaları deşifre ettiğim bir yazı ile burdayım.
Yorumladım yine kendimce hadi bakalım


-bohçami alip çıkıcam
o ağacın altında bekliyorum sakın geç kalma erken gel diyorum

-100 fare 1 kediye ne yapabilir
uhuuuuuu.....çok şey yapabilir..hem bırak 100 taneyi 1 tanesi bile neler yapar bir bilsen :D

-absalom ff
valla ben ff de iken orada değildi kendisi, ben yine de kendisine ileteceğim bunu.. varsa eğer adresini burdan yayınlayacağız

-bayanım kendi cinsimden hoşlanıyorum
bayanım allaha şükür hâlâ karşı cinsimden hoşlanıyorum

-evlensede sevgilinden vazgeçmemek
oluyo bazen öyle arkadaşım, okuyoruz gazetelerin 3. sayfalarında hergün

-fareler sevişirken
kuyrukları birbirine dolanıııır

-kediye kafa atan psikopat fare
buyrun benim...doğru yere gelmişin aama hiç durmadan kaçmışın hacı ne iş?

-kulaklarım kepçe ne kendim ne imkanlar
her ne kadar birşey anlamasam da diyeceğim tek şey "takma bu kadar kafana benim de kulaklarım kepçe" den öte gitmeyecek

-sana mektup yazmak istiyorum
ev adresimi veriyorum yaz hemen .. muhabbet sokak numara 90...ucunu yakmayı unutma ama mektubun yoksa darılırım..

-sevgilimle gece kalmak istiyoruz ne yapsak
pişti oynayın :)

-psikopat sevgilim duymasın
virgül olsa çok şey yazardım ama anlayamadım ben. sevgilin mi psikopat, bana mı bişey anlattın da sevgiline söylemeyim istiyosun.. o yüzden geçtim bunu sıradaki gelsin

-kediye söyle bana da söylesin adresi
cicim verdim ya az önce muhabbet sokak numara 90...

-kelebek gibisin sevgilim
kelebeğin nerde olduğunu belirtmediği için üzerime alındım bunu.. da acaba sen kimsin?

-banyoda işini bitiriyor
cık cık cı...+18 yapcam blogu az kaldı

-psikopat bilgisayardan kalk yoksa elimde kalırsın
ama ama az önce kelebek falan diyodun..nolduu...bitti mi aşkımız :(

-sen nasıl bir kaşarsın?
şekil itibari ile kars kaşarı gibiyim..böyle kocamaaan tekerlek gibi...
yersen :))



öptüm


ps: ben bu aramaları yapanların kullandıklarından istiyorum. zira ben ne kullanırsam kullanayım bu kafada olamıyorum. bilenler insaniyet namına bana ulaşsınlar pls :))






Saçmalıyorum mütemadiyen

Facebookta "Allahı seven 999.999.999 kişi arıyoruz" sayfasına hayran olan arkadaşlarımı listemden çıkardığım için pişman değilim. Bir daha olsun bir daha yaparım.


Bazı bayanlar var facebookta.
Profillerinde ,ilişkileri yokken farklı açılardan çekilmiş tek fotolar,
Biri ile ilişki halindeyken manita ile çekilmiş fotolar,
Nişanlıyken nişan resimleri hatta nişan kıfayetleri ile saç baş topuzluyken falan.
Evlilik yine aynı gelinlikle çekilmiş bir resimleri oluyor.
Ne zahmetsiz insanlar, hayatlarını profil resimlerinden takip edebiliyorum.


Bir gün bir sevgilim olursa ve o sevgili 14 Şubat gibi mübarek bir günde hayatımda olursa onu aşkımızın acısıyla kavrulmak için çiğköfte yemeye götürecem. Mum ışığı eşliğinde yanacaz birlikte.


İnsanın bir sırrı varsa eğer ölünceye kadar kimseye söylemeleli onu. Öldükten sonra da söyleyemeyeceğine göre sorun yok. Nerden mi aklıma geldi bu? Tabi ki dizilerden.
Misal kadın hamile. Önceleri gurur yapıp söylemiyo adama. Sonra bakıyo pabuç
pahalı dikiliyo adamın karşısına" ben hamileyim bla bla bla..." oldu canım, başka?


Bak hamilelik deyince yine bişi geldi aklıma. Geçen gün Melekler Korusun dizisinde kadının biri diğer bir kadına "...ama o da Erkana haber vermeden hamile kaldı" dedi. Hamile kalmadan önce partnerlerimize haber vermemiz ya da izin almamız gerekiyormuş öğrendik sayelerinde.


Son iki paragraftan çıkan sonuç:
Evet ben de dizi izliyorum. Takip ettiğim diziler
1-Seks-i Memnu yok pardon Aşk-ı Memnu,
2-Melekler Korusun bir de............
Başka yokmuş lan.

Neyse işte bunları düzenli olarak takip ediyorum. Öyle dizi izlemem ben deyip de sözlüklerde, sağda solda neredeyse dizinin her sahnesinin detayını yazan entellerden değilim. Bildiğin çalışan ev kadınıyım. Nası bişiyse işte.. Anladın sen..

Son olarak ben böye hani size konuşuyomuş gibi yazıyorum ya rahatsız olmuyosunuz di mi?
Olan varsa bi haber etsin de çeki düzen vereyim kendime.

Öptüm hepinizi.....


Sene bindokuzyüz...

Yer : Adana Metro
Alık alık aradığı ürünü bulmak için reyonların arasında gezen psikonun telefonu çalar. Konuşmaya dalmışken bir o yana bir bu yana gider durur reyonların arasında. En sonunda mağazaya birlikte geldiği arkadaşının yanında durmaya karar verir ve devam eder konuşmasına. Lakin arkadaşının sırtı kendisine dönüktür ve karşısındaki adam da psikoya garip garip bakmaktadır. Çok üzerinde durmaz bunun ve telefonu kapatıp "hadi Murat gidelim" diyerek arkadaşını dürter...Vee arkadaşı sanarak dakikalardır yanında durduğu adamın kendisine dönmesiyle birlikte kaçacak delik arar. O anda garip bakışlar anlam kazanır ve psiko özür dileyerek ordan kaçar...


Yer: Mersin Silifke caddesi
Günlerden arife günü. Cadde kelimenin tam anlamıyla ana baba günü. Psiko fare işten çıkmış(evet ben arife günleri bile çalışan bi eziğim..böhüüü) o kalabalıktan sıyrılıp evine gitmek istemektedir bir an önce. Ama bir kuvvet bunu engellemektedir. Zira adamın biri psikoyu kolundan tutmuş sürüklemektedir peşi sıra. "Bıraksana be adam" der sinirle..Adamla yüzyüze geldiklerinde bir özür bekler doğal olarak. Ancak adam "karım nerde?" diye kalabalığa karışır bir özür bile dilemeden.


Yer: Tarsus girişi ışıklar.
Psikopat fare söz konusu ışıklarda yer alan mobese kameralarına, ordan her geçtiğinde şuursuzca el sallamaktadır. Yine bir gün kendini kaybetmiş bir halde el sallayıp görevini tamamlamışken ilerde bir polisin dur işareti ile afallar. "Şimdi sıçtık" diye düşünürken polis amcanın"Adanaya gidiyorsanız eğer beni de alır mısınız? " demesiyle rahat bir nefes alır ve bir daha hiçbir kameraya el sallamaz.


Yer: İskenderun
Psikopat fare küçücük şehirde aradığı adresi bir türlü bulamamanın verdiği sinirle ortalıkta dolanmaktadır. Kendi kendine söylenirken karşısına bir polis amca çıkar. Gözleri ışıldar psikonun bir anda. Bir polisle karşılaşmıştır ve adresi mutlaka biliyordur diye adama doğru Hülya Koçyiğit edasyıla koşar. Fakat polis amcanın oraya tayini 1 hafta önce çıkmış Tarsuslu birisi olduğunu öğrenince kaderine küser ve elindeki adres kağıdıyla kendini yollara vurur.


Yer: İstanbul/Taksim
Psikopat fare iş için 2 günlüğüne gitmiştir İstanbula. Vakti az olduğu için de orda yaşayan arkadaşlarına haber vermemiştir gidişini. İşlerini bitirmiş" bir İstiklal turu atayım" demiştir kendi kendine. Tam cadde girişinde birisinin psiko diye seslendiğini duymuştur ama üzerine alınmayıp yoluna devam etmiştir. Seslenme devam edince dönüp etrafına bakmıştır ve bir polis panzerinin tepesinden kendisine el kol hareketi yapmaktadır. İyice bakınca 3 gün önce telefonla görüştüğü ve İstanbula gideceğinden hiç bahsetmediği, İstanbulda polis olarak görev yapan lise arkadaşı olduğunu farkeder seslenen kişinin. Ve arkadaşı yanına gelene kadar yalanlar düşünmeye başlar...


Bu hikayeciklerden çıkarılacak sonuç;
-Psikopat fare bahtsız bedevinin tekidir.
-Psikopat fare gizli saklı iş çeviremez. En olmadık yerlerde bir tanıdığına rastlama ihtimali yüksektir.
-Psikopat fare şapşalın tekidir :)