Anne ben şair oldum :)

Ben kısa boylu erkekleri severim
Bir de göbeği yüzünden pantolon kemeri görünmeyenleri
Ulu orta bacak arasını avuçlayanları
Ve küfür ederken insanın hayaline bile gelemeyecek yerlere koyanları severim

Ben gömleğinin üç düğmesini açık bırakan erkekleri severim
Bir de sivri burunlu ayakkabı giyenleri
Yolda yürürken kadınına kaçacakmış gibi sarılan
Ama bir yandan da diğer kadınları gözleriyle seven! erkekleri severim

Ben takı kullanan erkekleri severim
Bir de serçe parmağında markalı yüzük olanları
Bileğinde en afillisinden bileklik olan
Ve parmaklarında tespihi ustaca çevirenleri severim

Ben kendini kurnaz sanan erkekleri severim
Bir de çok konuşup az düşünenleri
Her zaman, her koşulda kapris yapan
Ve parayla herşeyi satın alabileceğini düşünen erkekleri severim

Avuçlarım terler onları görünce
Nefesim kesilir
Aklım başımdan uçar gider
Ben kıro erkekleri severim
Gözleri dört dönenleri
Ve kadını mal gibi görenleri....

Aaaah bir bilseniz
Hem de nasıl severim...



*Şaka lan şaka.
Hadi kalk suratına bi soğuk su çarp gel :))

ps:şiirin orjinalini burdan okuyabilirsiniz.
Ü.Yaşar Oğuzcan'a saygılar.

Aslında

Dünya bizim etrafımızda dönmezmiş. Bizi kandırırlarmış hep etrafımızda pervane olanlar.

"Gözyaşlarım içime akıyor" sözü doğruymuş. İnsan şen kahkahalar atarken içten içe ağlayabilirmiş.

Yüzümüzdeki gülen maske bir süre sonra tenimizle bütünleşebilirmiş. İstesek de çıkaramazmışız onu. Çünkü herkes bizi gülen yüzle görmek istermiş.

"Kalabalıklar içinde yalnızım" sözünü söyleyenlere gülüp geçmemek gerekirmiş. Gerçekten yalnız kalınabilirmiş onca insanın arasında.

Aslında hayat hep oyunlar üzerine kuruluymuş.

Kimimiz bunun farkına erken varırmışız.

Kimimiz farkına varıp da farketmemiş gibi yaparmışız.

Kimimiz de hiç aymaz pembe gözlüklerle yolumuza devam edermişiz.

Aslında aslolan sadece kendimizmişiz.

Ama biz bunu bilmezmişiz...



Psikopat Fare bu aralar yaralı. Hain kedilerin saldırısına uğradı çünkü.
Şimdi köşesinde yaralarının iyileşmesini bekliyor.

Meğersem ben erkekmişim :))


Hava nasıl soğuk, dışarıda kıyametler kopuyor resmen. Offlaya pofflaya kalkıyorum sıcacık yatağımdan. Buz gibi sularla traş oluyorum. Kahvaltı yapmadan evden kaçıyorum anneme görünmeden. Arabama atlayıp işe gitmek için yola koyuluyorum hemen. Birkaç trafik ışığında birkaç güzel kadınla bakışarak ayaküstü flörtler yaşadıktan sonra işyerime varıyorum. Masama oturup maillerime bakmaya başlıyorum işe başlamadan önce. Eski bir bayan arkadaştan gelmiş maili görünce şaşırıyorum. Görüşmek istediğini söylüyor ve telefon numaram kendisinde olmadığı için sitem ediyor bana. Hemen olumlu bir cevap verip görüşmek isteğine telefon numaramı da iliştirip yolluyorum mailimi. Ve o anda hava soğuk olduğu için içlik giydiğim gerçeğiyle yüzyüze geliyorum. Henüz kimse gelmeden ofise çıkarmak üzere onları lavaboya gidiyorum koşar adımlarla. Kazasız belasız halledip işimi yerime geliyorum ve bekliyorum akşam olmasını.
.
.
.

“Çok değişmiş bu kız yahu, eskiden bu kadar güzel değildi. Serpilmiş resmen. Ağzım açık kaldı resmen. Bu gece uzun olacak belli oldu. Diye geçiriyorum içimden.
Kahvelerden sonra evine gidiyoruz onun. Gidişat belli oldu. İçlikleri çıkarmakla akıllılık etmişim. Uhuuuuu. :))

“Yatak odası da güzelmiş. Kimbilir benden önce kaç erkek geldi buraya. Aman neyse ne, nasıl olsa bir gecelik bişey olacak. Bana ne daha önce kaç kişinin geldiğinden.”

Sevişmeye başlıyoruz ufaktan.
“Acaba beğenecek mi beni, sert mi olsam yavaş mı, zevk almazsa ya, ya orgazm olmazsa. Acaba küçük mü bulacak, ulan ya erken gelirsem…yorum yapar mı acaba..yapmasın lütfen..offffff…”

Kafamı boşaltmaya çalışıyorum başka şeyleri boşaltmadan önce :)

Ne zormuş bu iş yahu. Kadın olmak daha kolaymış evet. En azından yatakta kadın olmak daha kolaymış.
“Şuna bak, nasıl da zevk alıyor altımda. Bir de bana bak, hatunu memnun etcem diye ne hale geldim.”
Ulan var ya kadın olmak varmış şu dünyada.
“Neyse ki bitti. Umarım şimdi bana “hayatım canım aşkım” demez.”
“Acaba gitsem mi eve yoksa kalsam mı burada?.
“ Kalırsam bişeyler başlar aramızda, gidersem öküz damgası yerim.”


“Çıkamadı banyodan bi türlü hatun. Çıksa da ben de işime baksam. Uyku da bastırmaya başladı hafiften. En iyisi ben burada kalayım bu gece, ne olacaksa olsun napalım. Takılırız bir süre olmazsa. Hem ne de olsa o beni çağırdı evine. Kendi kaşındı işte banane. Çıkmayacak sanırım bu kadın banyodan, yoksa oraya mı bekliyor beni, gitsem mi yanına yoksa beklesem mi? Offf uyumam lazım benim. Yarın yoğun bir gün olacak.”

Derken....

Telefonun sesi gelmeye başladı uzaktan. Sıçradım yerimden, neyse ki alarmdı çalan ve uyanmıştım ben rüya mı kabus mu olduğu belli olmayan şeyden. Hemen aynada kendime baktım, her şey aynıydı, hala kadındım evet çok şükür.

Bir daha asla “Allahım sadece 1 günlüğüne erkek olayım” demeyecem…

Erkek Eli Değmeli

Kadın olmak zor iş azizim. Bir o kadar da masraflı...
Öyle klasik ev işleri, çoluk çocuk bakma, ütü yapma, yemek pişirme olaylarına girmiycem hiç merak etme.
Tamamen fiziksel konumuz.
"Hadi ordan sende, kadın olmanın fiziksel olarak neresi zor?" demeyin..
Sayalım şimdi baştan ayağa doğru bakalım neler çıkacak.

Saçlar bir defa, en fazla 2 ayda 1 kestirilecek. Abartıp sürekli model değiştirenler de olabilir ama ne olursa olsun 2 ayda 1 o saçlara makas değecek.Yoksa saçlar zamanla bakımsız bir görüntüye sahip olur. Eee napcaz? Mecburen kestircez..Sonraaa o saçın boyası var. Şunun şurasında saçını boyamayan kaç kadın kaldı di miii? Ayda 1 ya da daha uzun aralıklarla dip boyası yaptırılacak. Yaptırmazsan eğer oluşacak görüntü fecidir. Hele ki saçını boyamak için kırmızı ve tonlarını kullanmışsan boyamak farz olur.
Saçları hallettik...Gitti 50TL

Geldik yüz bölgesine. Düzenli olarak cilt bakımı yapmak gerekir tabi. Aksi takdirde(şanslı azınlıktan değilsen) yaşın kaç olursa olsun ergen bebeler gibi suratında sivilcelerle gezmen mümkündür. Belirlenen aralıklarla cilt bakımımızı da yaptırıyoruz. Kaş ve bıyık bölgesinde çıkan tüyleri de almak lazım ki Pala Remziye tadında kadınlar olmayalım. Yüz bölgemizi de hallettik. Gitti 60TL

Eller bir kadının en çok önem vermesi gereken şey bence. Çünkü herşeye onlarla dokunuruz :) Bu sebeple öyle amele eli gibi, tırnak kenarlarından etler fışkıran ellerle olmaz. O zaman napıyoruz? Düzenli olarak manikür yaptırıyoruz. Elleri yaptırıp ayakları bırakmak olmaz. Al topuklu ayaklara sahip olmak için pedikürümüzü de belli periyotlara oturttuk mu.. Ohhh gitti 30TL daha..

Ne kaldı geriye? En can alıcı nokta...AĞDA
Dış kaportayı düzeltip iç taraflar ihmal edilmez, "amaaan nasıl olsa görünmüyor" diyerek. Hem öyle kıllı tüylü kadını erkekler sevmez. Her ay ağdacıyada gidiyor muyuz? Gidiyoruz paşa paşa..
Gitti 60TL de ona..

Ne yaptı toplam?
200TL
Yazı ile ikiyüz türk lirası..
Bu rakama günlük kullanım için alınan kozmetik ürünleri, çektirilen fönler vs.vs...ler dahil değil. Onları da eklersek rakam artar da artar...

Şimdi ben diyorum ki sevgili erkekler;
Böyle bizi kuaför salonlarında süründürmek yerine bu işlemleri bize siz yapsanız olmaz mı?
Hem daha masrafsız olur hem daha eğlenceli :))
Tamam hepsini olmaz belki ama en azından bazılarını yapabilirsiniz bence..
"Yok canım yapamayız biz, olur mu öyle şey?" deyip kestirip atmayın hemen.

Hadi neyse tamam tamam..
Bari sadece ağdayı yapın yahu....
Bakın bu eziyeti sizler için çekiyoruz biz, bir ucundan da siz tutun lütfeeeen...

Valla çok zor iş şu ağdacıya gitmek. Tanımadığın kadının önüne uzanıp oranı buranı açıp "hadi ablacım sana emanet" demek..
İş bitikten sonra kadın bir taraflarını temizlerken izlemek falan.

Düşünsenize siz gidiyosunuz ağdacıya..
Soyunup dökünüp uzanıp "Mahmut abi benim bir apış arası alınacaktı sana zahmet " diyosunuz..
Mahmut geliyo, işini bitiriyo eline alıyo kremleri temizliyo ağda kalan yerlerinizi...

Nasıl? Hoş mu?

Değil işte...

Halbuki bu işlemi siz yapsanız bize olayın acısını da unuturuz belki, hatta eğleniriz bile birlikte :))

Hem belki olayın sonunda hatun cillop gibi olunca size de bir hediyesi olur kimbilir?

Bence bunu bi düşünün ;)



Ebeveyn sorunsalı

Kendimi bildim bileli çocukları çok seven biri olmadım ben. Yani sevemem derken etrafta gördüğü her çocuğa "ay canım ne şeker şeysin sen, agucuk gugucuk" yapan insanlardan değilim. Yeni doğmuş, ele avuca gelmeyen bebeklere anlamsız sesler çıkararak sevgi gösterileri yapamam. Belli bir büyüklüğe gelmeden önce çocukları kucağıma alamam. Sadece uzaktan bakarım çocuklara en fazla.

Şimdi ben bunu neden yazdım? buyrun lütfen

Esnaf Tanı(t)maca

Sevgili kasap Şükrü; zaten adını her duyduğumda aklıma Arap Şükrü geliyor nedense ve bu sebeple sana ekstradan bi gıcıklığım var ya hadi neyse.. Ne o öyle "yengeee nasılsın" diye lafa tutup kıymamın içine yağ doldurmalar falan. Fark etmedim sanma. Zaten bütün gün sinek avlayıp, müşteri yokluğunda kapının önünde oturup mahallenin ablalarını kesiyormuşsun diyorlar. Dua et o kafanı kıyma makinasından geçirmiyorum. Hem nerden yengen oluyorum ben senin be, öküz öldü ortaklık bozuldu Şükrüüüüü.....


Sevgili bakkal Ahmet; sana nedense ayrı bir sempatim var. Gözümü açtığımdan beri senden alışveriş yaptığım için olsa gerek. Arada sırada, hatta sık sık seni marketçi Rüstemle aldatsam da sen benim gönlümün kralısın bidenem. Ama diyorum ki, o dükkana azcık çeki düzen versen, kokuşmuş ve son kullanma tarihi geçmiş olan gıdaları bizlere kakalamaya çalışmadan atıversen ne güzel olur. Mahalleye bayram gelir, 3 gün 3 gece kutlaması yapılır. Valla bak...Üşeniyorum dersen eğer bunları yapmaya, ben bile gelip yardım ederim sana. Nerden baksan 27-28 yıllık hukukumuz var senle yanii...Tamam mı cicim, ara beni de el atalım o dükkana...


Sevgili manav Bekir; evet senden alışveriş yapmıyorum ve sen de beni bu yüzden sevmiyorsun. Ama hele bir sor niye? Neden senin dükkanın önünden pazar arabamla cüzdanım kolumun altında tıkır tıkır geçip bir sürü tezgahta taze taze sebzelerin, meyvelerin olduğu pazara gidiyorum hiç düşündün mü? Düşünmezsin tabi.. Sen anca pazardan aldıklarımızı neredeyse iki katı fiyata bize itelemeyi bilirsin. Sokaktan mı topluyoz lan biz parayı. Kusura bakma artık, devir hesap devri.
Haa bu arada, yazın senden aldığım ve "kelek çıkarsa geri getir abla, bende çürük mal olmaz" diye sattığın karpuz kelek çıkmıştı. Ama geri götürmeye üşendim haberin olsun canım.. Öptüm seni...


Sevgili fırıncı gençler; isimlerinizi bilmiyorum kusura bakmayın. Ama çok güzel ekmek yapıyonuz lan. Sizin fırında börek, yemek vs. pişirtip yedikten sonra yanınıza gelip "ellerinize sağlık, çok güzel yapmışınız" dememek için zor tutuyorum kendimi yeminle. Bir de canlarım, ben bu aralar diyetteyim de benim için şöyle kalorisi az, kilo yapmayan ekmekler falan yapsanız daha çok severim sizi...


Vee son olarak Huzur isimli mandıra açıp benim bütün huzurumu kaçıran amca; Lütfen, rica ediyorum senden hatta yalvarıyorum sana o sakallarını kes. Bak o göbeğine doğru yol alan sakalların yüzünden senden hiçbir şey alamıyorum. Bu sebeple ekonomiye can veremiyorum. Sanki senden alacağım şeylerin içinden kıl tüy çıkacağı hissini bir türlü yenemiyorum. Hadi canım bak kes o sakalları ben sana elmalı şeker alcam...:)

Geçmişten Gelen-15

Ya hep varsın hayatımda
Ya da yoksun
Ya meleksin
Ya şeytan
Ya bana benden yakınsın
Ya da bana çok uzak bir yabancı

Nesin sen?
Neyimsin?
Kimimsin?

Ya hep ol benimle
Ya da hiç
Ya meleğim ol dur başımda
Ya da çek git uzaklara
Ya benden bir parça ol
Ya da yok ol...

Başlık bulamadım nolcek şimdi ?

Sanırım artık ölsem de gam yemem.
Neden mi?
Sokak ortasında def'i hacetini gideren birini gördüm de ondan.
Gerçi gördüm demek doğru olmaz o bizi gördü demek daha yerinde olur.
Ne günlere kaldık yarabbim:)
Sen tut sokağa parkeden arabanın kenarına geç, hacet gör. Olacak iş mi yahu.!!
Farkettikten sonra adımlarımızı nasıl hızlandırdık anlatmam mümkün değil.
"Acaba adam bizi takip eder mi?, acaba manyak mıdır? diye paranayolarla soluk soluğa geldik evimize.
Allahım sen bizi her türlü manyaktan koru...Amin..
Söz valla ben de artık yürürken sadece önüme bakcam, yok öyle sağıma soluma bakmak...

Geçirdiğim ağır grip neticesinde ciğerlerimi üşüttüğümü söyledi doktor amca.
O kadar yalvardım "doktor amca etme eyleme, cüsseme bakıp da aldanma ben iğneden çok korkarım, sen bana ilaç ver şurup ver" diye ama ıııh dinlemedi namussuz dayadı iğneleri.. Sonuç: oturamıyom laaan :(

İzlemeye gittiği üç boyutlu filmde verilen gözlükleri, sürekli kullandığı numaralı gözlüklerinin üzerine takan bir de utanmayıp bunu fotoğraflayan bir arkadaşa sahibim. El salladım sana kız gördün mü? :)

Bu aralar ziyaretçilerimde acaip bir değişiklik var. Aramaya inanıp gelenlerin cümleleri bir hayli garipleşmeye başladı.

"ebemin götü" yazıp sayfamda bir hayli uzun zaman geçiren mi dersin,

"facebookta ne düşünüyorum kısmına ne yazalım" diye sorup yine 20 dakika gibi bir süre sayfamda kalan mı dersin ( merak ediyorum acaba buldu mu ne yazacağını),

"yaş imza atan makina arıyorum" diye seri ilanlara ulaşmaya çalışanlar mı dersin,

"sevgiliyi en dürtücü msn nickleri" diyerek sayfama forum sayfası muamelesi yapanlar mı dersin,

"ğ ile başlayan sebze" ismi arayanlar mı istersin( var mı lan, yoksa ben mi bilmiyorum)
.
.
.
Yaz yaz bitmez bu çeşitler.. Ama olsun gelin siz, canımsınız benim..
Ben okurken
bunları çok eğleniyorum valla bak :)
Hayırlısıyla bir de etiketleme sistemine geçsem neler gelir bilmiyorum yaniiiiii!!!!

Yeni bir kuaför salonu açılmış memleketime. X Bay-Bayan kuaförü diye.
İsim vermeyelim de reklam olmasın :Pp
Şimdi bay- bayan demişler, doğal olarak çalışan elemanların da bay ve bayan cinsinden olması gerek bana göre.
Ama yok..
Yok işte..
Ben ne zaman önünden geçsem oranın, dükkanın içerisinde şifa niyetine bir tane bayan çalışan göremiyorum.
Yok yani gidip de bay elemana "şekerim kaşlarımı aldırcam, sonra da ağda yapcaz" denmez yani.
Şahsen ben diyemem valla, haa bu dükkan bu tarz fantezileri olan bayanlar için açılmışsa da bilemiyorum yine.
Susayım ben en iyisi, ya da kankalardan birini kurban olarak salayım mekana :))


Offf amma çok gereksiz yazı yazdım bu günlerde. Azcık kafamı toplayıp daha düzgün yazılarla geleyim huzurunuza..

Hadi dağılın şimdi..
Öptüm hepinizi...:))


Bütün Kızlar Toplandık

Efendiiiiiim, sevgili delirapunzel sayesinde yeni bir blogun daha yazarları arasına girmiş bulunmaktayım.

Adresimiz
budur..

Herkesi bekleriz..



PS:İkramlar müesseseden ;)

Mal Beyanı

Terbiyesiz, haddini bilmeyen, yüzlerce kez uyarılmasına rağmen tacizlerine devam edenler,

Gizemli olmak her zaman iyidir mantığıyla ağır abi modunda ortalarda salınanlar,

Konuşmaya başladığı konuları her daim çarpıtanlar,

Söyleyecek tek bir sözü olmadığı halde her konuya el atanlar,

Sağdan soldan arakladığı iki güzel kelime ile tüm karşı cinsi kendine kul köle yapabileceğine inananlar,

“istediğim her erkeği elde ederim ” “ben erkekleri çözdüm kızııııım” diyen kadınlar,

Bilinçli,bilinçsiz olur olmaz her yerde ağız dolusu küfür etmeyi marifet sayanlar,

Aslında kararsız ve ne istediğini bilmediği halde nerden geldiği belli olmayan bir özgüvene sahip olanlara ve bunu etrafındakilere her fırsatta yansıtanlar,

Ben sünger gibi insanım, çok içerim de sarhoş olmam” deyip 2 biradan sonra sapıtanlar,

Kendini dünyanın merkezi sananlar,

Karşılık bulamadığı karşı cinsi en ağır hakaretlerle eleştirip itham edenler,

Bizim de bir x abi vardı” diyerek karşısındakini lafını ağzına tıkayıp her fırsatta kendi hayatından örnekler verenler,

İnsanları sahip oldukları mesleklere ve kazançlarına göre değerlendirenler,

Sosyal paylaşım sitelerinde(facebook, friendfeed,twitter vb) ve cep telefonu rehberindeki bayan sayısı ile orantılı olarak mutlu olanlar,

Açık sözlüyüm deyip patavatsızlık sıfatını kimseye kaptırmayanlar,

Ve "soysal insanım ben" deyip sosyalleşmeyi kendine sevgili bulmak ile aynı şey sananlar.


2009 yılı sonunda yaptığım sayımdan geriye elimde kalan mallardır.
Beyan ederim.

Kızgınım biraz..
Biraz da yorgun...

Kızgın olduğum için mi yorgunum,
Yoksa yorgunluğuma mı bu kızgınlığım
Bilmiyorum...

Tek istediğim
"Sürekli tekerrür eden tarih, sana kafam girsin"
diye haykırmak....


Related Posts with Thumbnails