Ama kopuktu kopuktu zincir.................

bu aralar ruh halimi yansıtan en iyi parça sanırım :)
kopuktu kopuktu zincir olduramadım............yarebbbbiiiim :))







ps: yazılar yolda toplayıp gelecem

Hani derler ya............

"Neresinden tutsam elimde kalıyor" diye...
Aynı o durumda seninle olan ilişkimiz...
Ya ben tutmam gereken yeri bilmiyorum...
Ya da sen sıkı sıkı elime tutuşturmayı bu ilişkiyi...
Söylesene hangisi?

Benim bir.......

Benim bir arkadaşım vardı.
Topluca gittiğimiz mekanlarda lavaboya falan giderken telefonunun ses kaydını açık bırakmıştı.
Arkasından konuşup konuşmadığımızı öğrenmek için.
Oldu mu?
Olmadı!!!
Çünkü biz dedikodu yapan insanlar değildik.


Benim bir arkadaşım daha vardı.
Platonik aşkıyla sürekli görüşüyorum diye benimle küsmüştü.
Aramızda ona söylemediğimiz bir aşk var sanmıştı.
Oldu mu?
Olmadı!!!
Çünkü ben aslında ikisinin arasını yapmak için konuşurdum o çocukla. Şu anda evliler orası ayrı konu :)

Benim bir sevgilim vardı.
Bir gün başkaları ile olan yazışmalarımı, maillerimi okudu.
Erkekçe hislerine yenik düşüp.
Oldu mu?
Olmadı!!!
Çünkü biz iki kişilik bir hayat yaşarken, aynı zamanda birbirimizin hayatına saygı duyma sözü vermiştik.


Benim bir eşim vardı.
Sevgim bitmiş olsa bile en zor zamanımda yanımla olmadı.
Egosunu bastırıp, yanımda duramadı.
Oldu mu?
Olmadı!!!
Çünkü ben onun en zor zamanlarında hep yanındaydım.






Peki bu insanların ortak paydası neydi?
Aslında hepsi benim iyiliğimi istemişti.
Ama içlerinden hiçbiri içimdeki güveni bitirdiğini farkedemedi.
Hem kendime, hem onlara....

Kendime notlar


Her sabah gözünü açtığın hayat boktan olsa da, hala nefes alabildiğin için kendini şanslı say…

Her şeyin senin elinde olduğunu sakın unutma…

Kendi kendine kaldığın zamanlarda “ne kazandım, ne kaybettim” diye hesaplamaya çalış. Bu hatalarını en aza indirmeni sağlar…



Gidene saygı duymasını bil...



Ve hep korktuğun o duruma her gün biraz daha yaklaşsan da, bir köşede sessizce miladını bekle…

Eğer bir gün....

Bir çocuk sahibi olursam, ninni niyetine bu şarkıyı mırıldanırım ona.....

Sinir Harbi

Hava pek kasvetli bugünlerde. Belki de o yüzden biraz daha gerginim. Nereye oturacağımı bilemiyorum, dar geliyor her yer...Daral geliyor...

Buzdolabının kapağını açıp saatlerce bakıyorum bu soğuk havada. Sonra aslında acıkmadığım geliyor aklıma hırsla kapatıyorum kapağı ayağımla sertçe.

Zihnimi ve midemi aynı anda kandırmaya çalışıyorum. Kola, kahve, soda, sigara, kola, kahve......Faydası olmuyor..

Yürürsem açılırım diyorum, insanların bakışlarından rahatsız olup atıyorum kendimi yine kapalı yerlere nefes nefese..

Kafam dağılsın diye başladığım her iş yarım, çalışmak istemiyorum...En ufak bir ses sinirimi bozmaya yetiyor..Söylenen herşey batıyor resmen...

Biliyorsun değil mi?
İkimizin arasında olan bir sinir savaşı bu...

Yüze gülüp içten içe kendini yeme oyunu...

İnandığını söyleyip hep kuşkuyla yaşama,
Aklından geçenleri söyleyememe durumu...

Ama şunu bil,
Bu savaşı ben kazanacağım
Çünkü ilk konuşan sen olacaksın!!!!!

Bir Öküzü Çok Sevdim :)

"Aşkım, bak sana plastik çiçek aldım, normal çiçekler gibi solup kaybolmasın hep doğada var olsun aşkımız gibi, hem üzerine hacı yağı da döktüm güzel koksun diye” diyebilen,


Sevişmenin en güzel yerinde Tv’den gelen yemek programı sunucusunun yorumuna “keçi sütünün tereyağı da güzel olur “diye katılan,( sevişirken o tv neden açık, hadi açıksa neden yemek programı manyak mısınız lan?)

Sevgilisine romantik şeyler söyledikten sonra bulunduğu ilin belediye başkanına teşekkür ederek konuşmasını bitiren,

Yine sevişirken İstiklâl marşını mırıldanmaktan geri kalmayan( vatan sevgisi ne boyutlara gelmiş yarebbim)

Sevgilisinin başı gerçekten ağrıdığında naz yapıyor sanıp garip hallere giren,

Yolda yürürken en kıymetli hazinesi yerinde mi diye kontrol etmekten geri kalmayan,

Birisine elbette hepimiz aşık olabiliriz değil mi?



Zira gönül bu, piste iniş için kuleden izin istemiyor valla, konuveriyor kafasına göre.

Hurafe bunlar valla bak :))

Şu blogda o kadar yazı yazdım kendimle ilgili ama yetmemiş. Yetirememişim demek ki. Mahalleme kadar gelip beni sağdan soldan, eşten dosttan sormaya başlamışlar ve bakın ne cevaplar almışlar…



Anneme sormuşlar;
Çok alışveriş yapıyor, elinde avucundakini iki karışlık bez parçalarına verip geliyor eve her akşam….demiş

Abime sormuşlar;
Söyleyin ona bir daha benim arabamla trafiğe çıkmasın, bir kere çıktı onda da kaza yaptı…demiş

Kuzenime sormuşlar;
Aaaa manyak o be… demiş

Sevgilime sormuşlar;
AAhh aahh..atsan atılmaz, satsan satılmaz..kaldı elimde napcam bilmiyom..kurtarın beni bundan….demiş

Öğretmenlerime sormuşlar;
Çok zeki, çok akıllı maşallah örnek öğrenci… demiş

Yeğenlerime sormuşlar;
Bizim halamız arızalı…demiş

Komşunun oğluna sormuşlar;
Her sabah önümden geçiyor da bir kere selam vermiyor çok içime oturuyor…demiş

Dolmuş şoförüne sormuşlar;
Takıntılı galiba, her zaman aynı yere oturuyor oturamazsa da ayakta bekliyor deli gibi…demiş

Mesai arkadaşlarıma sormuşlar;
Çok insafsız, canımızı çıkartıyor akşama kadar…demiş

Mahallenin bakkalına sormuşlar;
Cicibebe almadan geçmiyo, acaba çocuğu mu var bunun mahalleden sakladığı….demiş

Dayıma sormuşlar;
Gözüme görünmesin…demiş


Kankama sormuşlar;
Çok sulugözlü, her şeye ağlıyor durdumamıyorum…demiş…


İşyerinin civarında dolaşan deli teyzeye sormuşlar;
Beni görünce yolunu değiştiriyo halbuki sadece suratına tükürüp gidecem herkese yaptığım gibi….demiş.


Demişler de demişler işte...
Derler efendim derler, daha kimbilir neleeeer neler derler..
Elalemin ağzı torba değil ki büzesin…

Dürtücü hareket engellenemez!!!

Hep şaşkınlıkla karşılamışımdır aşk olmadan seks olur diyen insanları. Gariplik bendeymiş biraz geç anladım. Zira fuckbuddy denilen bir kavram varmış hızla yayılan.
Bana göre hep bizim anlık sevilme ve beğenilme ihtiyacımızdan çıkıyor bu tarz kavramlar. One night stand, fuckbuddy….vs.vs.


Tüketim toplumu olduk malum, bu kadar hızlı tüketime üretmek de gerek diye yoğun iş tempolarımız var. Ayak kaydırma oyunlarımız, kariyer planlarımız..Ee bu kadar yoğun iş temposunun içinde istemedik hayatımızda duygusal anlamda kimseyi ,bize ayak bağı olmasın, kariyer planlarımızı engellemesin diye. Kısa kısa ilişkiler yaşayıp, anlık sevilmelerle, anlık sevişmelerle giderdik ihtiyaçlarımızı. Duygusuz bireyler olmaya başladık. İşin içine aşk girmeden bedenlerimizin arzusuna boyun eğdik körü körüne. Sorumluluk almadık, ilişkim yarın ne olacak kaygısı yaşamadık. Sevdik birini, bir şeyler paylaştık.. Bitince paylaşımlarımız hadi sana güle güle deyip sıradaki gelsin mantığıyla başkasıyla birlikte olduk.. Amaç bir öncekinden belki daha farklı ama daha çok şey paylaşmak. Hep daha fazlası, daha fazlası derken aslında ne istediğimizi unuttuk.

Çünkü aslında biz sevmekten, bağlanmaktan korktuk…


Ve işte sonunda fuckbuddy kavramıyla tanıştık. Beynimizi bir kenara bırakıp hormonlarımızla düşünmeye başladık. Hormonların yönlendirmesiyle yatak arkadaşlarımızla sevgili oyunları oynadık, sevgiliymişiz gibi, sevişiyormuş gibi yaptık.

Sonunda aynaya baktığımızda hep dedikleri gibi ıssız adamlar ve pipili kadınlarla karşılaştık.

Gibi(sin)

Çocukken oyuncakçı dükkânının vitrininde gördüğüm,
Uzanıp da almak istediğim,
Ama her defasında cama çarpıp vazgeçtiğim
O oyuncak gibisin.
Çok istiyorum seni,
Ama alamıyorum!!!

Geçmişten gelen-13

Belki benden ve sana olan sevgimden emin değilsin.
Merakların var içinde belki, bir türlü gideremediğin.
Yaşadığım bütün aşkların detaylarını öğrenmek isteyeceksin benden.
Ve sonunda da güvenmeyeceksin şu anda olduğu gibi,
Sırf küçücük şeylere takılacağın için.


Ama bir düşün bakalım

Sen bana güven verebildin mi?

Yaptığın şeyleri sorgulamamam, her şeye göz yummam sana körü körüne inandığım anlamına gelmez. Bunu sen benden daha iyi biliyorsun aslında.

Ve sen bunu bildiğin için diyorum ki;

Sana inanmamı
Sana güvenmemi
Seni benimsememi sağlayacak bir şeyler yapmana
İhtiyacım var
Hem de çok…

Hadi biz de altına imzamızı atalım


10 Kasım'a sayılı günler kala birmilyonkalem editörleri güzel bir kampanya başlattılar.
Amaç Atamızın "Benim naciz vücudum elbet birgün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" sözünün altına olabildiğince çok imza toplamak.

Bunun için yapmanız gerekenler şurda detaylı olarak anlatılmakta.

Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan şu dönemde düşünülmüş güzel bir fikir bence.

İncelemenizi, imza atmanızı ve herkese tavsiye etmenizi bekliyoruz efendim.

Geçmişten gelen-12


Seni çok özledim

Ama ne garip acı çekmiyorum artık...
Ruhum da bedenim de, yavaş yavaş alışıyor yokluğuna...



Biliyor musun?

Sen gittiğinden beri kimseyle sevişmedim ben...
Kokun gitmesin tenimden diye...