Tık tık tık...Kim o? Ben dış kapının mandalı :D

Yaşadığım ilişkilerde hep kendimi ezik hissettim bugüne kadar itiraf ediyorum sonunda. Bunun sebebi çok arıza çıkartan biri olarak görünsem de aslında herkesin yaşanmışlıklarına duyduğum saygıdır.

Şöyle ki;
Bir sevgilim olur. Ama gel gör ki adam bana geldiğinde doymuştur her şeye zaten. Bir ilişkide yaşanabilecek her şeyi yaşayıp öyle gelmiştir bana. Sevmek, sevilmek, acımak, acıtmak, üzmek, üzülmek, şefkat göstermek, eleştirmek, eleştirilmek vs vs vs.. Her şeye doymuştur işte.
Kaba tabirle posası gelir bana :D

Birlikteyizdir aslında ama birlikte de değilizdir aynı zamanda. Bir süre bana, benden bir önceki aşkını, acılarını anlatır..belki içinde karşılaştırma da yapar ama söylemez bunu. Dinlerim ben de sabırla, boşaltsın içindeki zehiri diye...Beklerim. Ama bitmez o zehir nedense.

Hem bunları anlatır bana, hem de bir taraftan beni kırmamak için çok özenli olur bana karşı. Kelimelerini özenle seçer, sürekli özür diler. Yanlış anlaşılacağını düşünür sürekli, çünkü öncesinde hep yanlış anlaşılmıştır.

Vehasıl bu durum böyle giderken ben kırılmaya başlarım, eski izleri görmeye devam ettikçe.
Susar, kendi kendime sinir olduğumla kalırım. Yaşadıklarını silemeyeceğimi bilirim çünkü.

Veee bir süre sonra kendimi 2. kadın gibi hissetmeye başlarım, hayatında benden başka kimse olmadığını bile bile.

Sonra bir köşede sessizce bekler, izler ve yine sessizce giderim….

Game Over

Bazen hayat bir bilgisayar oyunu gibi geliyor bana.
Ve ben sanki o oyunda sadece bir karakterim komutlarla çalışan.
START tuşuna basılınca anlamsızca şeyler yapan, durmak bilmeyen, amacı olmayan sadece ortada koşturan bir karakter.
Arada sırada PAUSE tuşuna bastıklarında dinleniyorum.
Kaldığım yerden devam etmek için START almayı bekliyorum bir köşede.
Bıkınca bu oyundan beni yönetenler ohhh diyorum kendi kendime. Bir günü daha kazasız belasız atlattık.
Dinlenme zamanı…
Ve hep bu yorgun zamanların sabahında uyanmak istemiyorum yeni bir güne…
Hep yatakta ayaklarım duvarda kalmak istiyorum hiç kımıldamadan.
Fonda da hep şu şarkı çalsın istiyorum

Söndürdüm ben yangınları
Külleri savrulup gitti
Hayır artık oynamıyorum
Oyun bitti....

"O"nun "sen"den farkı

Gençliğinde kot pantolon giyememiş.
Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kIran bir sinema filmine gidememiş...
Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...
Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu...
Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...
Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş...
Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar...
Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş!

Atatürk için üzülüyorum.

Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden,
İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden gitti ..
Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı.
Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.

Atatürk'e acıyorum...

Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel,
sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir.

Aaaah ah...

Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken...
Bunları yapmadı Atatürk...
Keyif çatmadı...
Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı...

İŞTE ONUN İÇİN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK
HER FIRSAT ELİNDE VARDI.
O İSE SADECE BU MİLLETİN BAĞIMSIZLIĞINI İSTEDİ.

BÜTÜN SUÇU
2 KADEH RAKI İÇMEKTİ O KADAR.....


BU YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİNİN YAZDIĞI SÖYLENİYOR, BÜYÜK İHTİMAL SİZLERDE OKUDUNUZ DAHA ÖNCE. SADECE PAYLAŞMAK İSTEDİM TAKİYYECİ ATATÜRKÇÜLER VE ANLI ŞANLI AYDIN GEÇİNEN SOYTARILARA KAPAK OLSUN DİYE.

Biri biri biri bip biri biri bip biri biri bip bip

Biri birine demiş ki “ben aslında o değilim buyum”
Öteki berikine demiş ki “sen bunun şunla birlikte olduğunu biliyo musun?”
Sonra “o biri şununla birlikteymiş” dedi bana birisi.
Ben nasıl şaşırdım anlatamam!!
Aslında o biri de hiç ötekiyle birlikte olacak gibi durmuyodu ama eleştirmek bize düşmez tabi.
.
.
.
.
.
Anladınız mı ?

Anlamadınız!!!!

Ben de anlamamıştım zaten bana anlatıldığında.

Aslında bunları bana birisi anlattı. Ben aslında bunları bana anlatan birinden de böyle bişey beklemezdim. Sen neden birilerinin olaylarını bana anlatıyosun?

Allah muhafaza belki ben de gider birilerine anlatırım di mi?

Gibi

Hayatıma giren onca insan
Sevgililer
Arkadaşlar
Dostlar
Ve

Etrafımda türlü türlü
Yalan aşklar
Gerçek ayrılıklar
Herkes oyuncu
Herkes alaycı

Tüm bunlara sebep
Aşkı göremeyişleri
Sahip olamayışları

Oysa ben yaşadım, biliyorum (sanmıştım)
Adı aşk olacak kadar iddialı değildi belki
Belki de bu yüzden
Geldiği gibi
Aniden gidiverdi içimden

Kaybolmayan aşk yapsınlar artık
Benimkilerin ömrü kısa oluyor
Fazla yaşamıyor
Ve ne yazık ki

Arkasından kimse ağlayıp
Dizeler yazmıyor
Dahası…
Kırkı bile dolmadan…..
Neyse..........


Olmasaymış diyorum bazen
Yine de olmazmış
Aşkmış işte
Kapıdan baktırırmış
Kazma kürek değil de
Yürek yaktırırmış
Belki adı da başka olmalıymış
Rüya belki
Ya da
Yalancı bahar mesela…






Akıllısı beni bulmaz, delisi dibimden ayrılmaz :)

Kaç zamandır mail kutuma düzenli aralıklarla ama her defasında çakma olduğu belli olan isimlerle gelen sorular var blogumla ilgili. Tahmin ediyorum ki aynı kişiden geliyor bütün sorular da ben hala neden geldiğini anlayabilmiş değilim. Yaklaşık bir yıldır blog yazıyorum, ondan öncesinde farklı yerlerde de yazılarım oldu ama ilk kez başıma böyle bir şey geldi şaşkınlık içerisindeyim. Çünkü sadece yazmak isterim ben, aklıma gelene her konuda ama kimseye sataşmam, çirkefleşmem. Sonuçta hiçbirimiz aynı fikirde olmak zorunda değiliz, zaten öyle olsa çok renksiz olurdu her şey. Neyse efendim uzatmadan ben şu meraklı arkadaşın sorularına cevap vermek istiyorum. Aslında mail olarak da cevaplayabilirdim ama buradan yazmak istedim. Soru soran arkadaşı da burada deşifre etmek isterdim ama KEZBAN DUYAR diye kullanıcı adı almış birine ne yapsak boş sanırım

Şimdi bu arkadaş demiş ki bana;

Neden kendini bu kadar deşifre ediyosun? Bak kendini gizleyenler daha çok okunuyor.
Daha önce bir postumda sana giren çıkan nedir demiştim sanırım iyi anlatamamışım. Ayrıca çok okunmak gibi bir meramım yok, olsaydı gerekenleri yapardım emin ol. Kendimi de hiçbir zaman saklamadım ki deşifre olayım.

Bir sevgilin olduğunu yazmıştın ve resimlerinizi koymuştun. Daha sonra eski sevgiline olduğu belli olan yazılar yayınladın. Nasıl geniş insanlarsınız siz?
Ooo ahlak bekçisi varmış blogda haberimiz yok. Bak arkadaşım bazen bir şeyleri yazabilmek için illa ki yaşamak gerekmez. Azcık beyini zorlarsan yaşamadıklarını da kaleme alabilirsin. Kaldı ki benim sevgililerimle ilgili yazdıklarım da sadece beni bağlar. Sana bazı şeyler için malzeme veremiyorum üzgünüm.

Neden din, siyaset ve toplumsal konularda yazılar yazmıyorsun?
Blogu baştan sona oku ondan sonra gel. Yazmasam bile bu benim tercihim. Bu konulardaki fikirlerimi farklı platformlarda beyan etme şansım var ayrıca.

Gerçekten 122 kg mısın?
Evet hem de kemiksiz :D Allahım ya .. Napcan? Beni aşiretin birine gelin edip ağırlığımca altın mı taktıracan yoksa. Eğer öyleyse söyle biraz daha kilo alayım :D

Sen aslında sinirli prenses ile aynı kişisin di mi? Ne zaman bloguna baksam ikinizin yazısı aynı gün yayınlanmış oluyo?
Kuzeeeeen gel bak seni çağırıyoooo

Hadi sen de itiraf et, sen aslında benim terk ettiğim şizofren sevgilimsin di mi :D Buldun beni ve bezdirmeye çalışıyosun :D

Neden yazmayacam deyip de iki gün sonra yazmaya tekrar başladın?
Bak hala sinirlenmeden sana cevap yazıyorum farkında mısın?
Bazen insanlar yorulurlar, dinlenmek kendilerini dinlemek isterler. Ve arkasından aslında yaptıklarının yanlış olduğunu düşünüp devam ederler. Ben de öyle bir dönemden geçtim, sevgilime kızdım ve artık yazmayacam dedim. Ve şimdi devam ediyorum kaldığım yerden.


Eveeet sayın çok isimli arkadaşım. Umarım cevaplar seni tatmin etmiştir. Daha abuk soruların olursa çekinmeden gel yine, eğlenceli oluyo sorularını okuyup geyiğini yapmak. Yok bu beni tatmin etmedi dersen başka bi yöntem buluruz seni tatmin etmek için rahat olsun için.

Sevgilim bak sana mektup yazdım

Merhaba sevgilim,
Aslında sana bunları el yazımla yazıp göndermek isterdim kokulu bir zarf içinde ama ben senin adresini bile bilmediğimi fark ettim. Ben de buralara yazıyorum işte hiçbir zaman okumayacağını bile bile, okusan da neden yazdığımı anlamayacağını bile bile..

Bizim buralarda havalar hala çok sıcak biliyor musun sevgilim? Neredeyse Kasım ayı geldi ama hala yazdan kalma günler yaşıyoruz.
Rüyamda seni gördüm bu gece sevgilim. Bana gelmiştin elinde kestane şekerleriyle. Nerden biliyorsan çok sevdiğimi artık, oysa sana hiç söylememiştim ben bunu. Evimin kapısında bekliyordun yağmurdan sırılsıklam olmuş halde, çaresiz. “Bak işte sana geldim” der gibi bakıyordun bana. Sonra elele yürümeye başladık yağmurun altında, kimsenin bizi görmesine aldırmadan. Ve birden önemli bir şeyi unutmuş gibi bir telaşa kapılıp ellerimi bıraktın. Arkana bir kere bile dönüp bakmadan gittin yağmura karışan gözyaşlarımla beni baş başa bırakıp.Ağlayarak uyandım sevgilim bu sabah tıpkı ağlayarak uykuya daldığım gibi… Sanırım sen bana gelene kadar kış gelecek sevgilim ya da ben artık uyurken üzerimi iyice örtmeyi öğrensem iyi olacak :)

Kalbim çok fena sevgilim bugünlerde. Çarpma diyorum o kadar ama laf dinlemiyor hergele. Sanki yerinden çıkmak ister gibi deli gibi atıyor kafesinde. Doktor beni özlemiştir di mi sevgilim, gidip kulağını çektireyim ben şunun bir.

İşyerinde de durumlar pek iyi değil sevgilim. Patron katili olmam an meselesi. Mapusa düşersem sen de bana mektuplar yazarsın di mi sevgilim, beni anlatan?

Diyet falan da yapmıyorum artık, 100 kilo olacam böyle giderse. Hayata olan hırsımı yemeklerden alıyorum sanırım artık. Olsun sen beni şişman olunca da seversin bilirim.

Bu sabah işe gelirken kızın biri resmen üzerime çıkıyordu yürürken caddenin orta yerinde ve özür bile dilemedi benden. Bir de erkeklere öküz deriz böyle durumlarda. Halt etmişiz anladım. Kadın kısmında da öküzler olabiliyormuş. Sonra asker arabasının biri yol verdi bana karşıdan karşıya geçmeye çalışırken. Kibar insanların az da olsa kaldığını anlayıp gülümsedim arabayı kullanan askere.

Aslında hepsi hikaye sevgilim. Hiçbir şeyden zevk almıyorum ben kaç zamandır. Ama bugün daha bir beterim. Kimseyle konuşmak istemiyorum, kolumu dahi kaldıracak mecalim yok. Sadece ve sadece çalan Sezen parçasına eşlik etmek istiyorum mırıl mırıl….

Hiç tanımaz tenim ellerini
Bilmez yüreğim bilmez yüreğini
Ah bu koku, bu ten, bu dokunuş
Ah bu delilik sarsar bedenimi
Yok olmak zamanı şimdi….


Kendine iyi bak sevgilim….

Baştan kara çıkmazlar

Bazen baştan yanlış insan olduğunun farkına varsak bile gönlümüzün kaydığı kişinin, bile bile lades deriz ve o andan itibaren hayatımız asla eskisi gibi olmaz. Günlerce arkadaşlarımızla tartışmalar yaşarız, bazen öyle durumlar olur ki ailemizi karşımıza alır herkese rest çekeriz ama asla değmeyeceğini de biliriz o'nun için.

İki ayakla boka basmak gibi bir şeydir aslında. İlk aşamada masum bir durum gibi görünür, "seviyorum ama napiiiim" gibi cümlelerle kendimizi avuturuz. Zamanla kendimize kızmamız, kendimizi kötü hissetmemiz muhtemeldir. Bu kadar her şeyin farkında olup bir şey yapamamak ise artık sıyırmanın son aşamalarına yaklaşmaktır. Yıpratır, üzer, kaybettirir.

Hayatımızdan çıkarmak istesek de çıkartamayız. Birlikte devam etmek istesek ayrı bir dert olur. İçinden çıkılmaz bir haldir ve bunu ne yazık ki sevdikten, bağlandıktan sonra anlarız. Anladığımızda ise her şey için çok geç olmuştur.

Bir yana atmak istersin her şeyi ama olmaz. Canın kadar sevdiğin, değer verdiğin bir insan vardır. Üstelik de bu insan tüm hücrelerini, tüm hayatını ele geçirmiştir ne olduğunu anlayana kadar. Hayatın olmuştur hatta. Her şeyini ona göre düzenleyip yaşarken, aslında hiç sevmemen gereken birini sevmiş olduğunu fark etmek hayal kırıklığıdır. Olmaması gerekiyordur hayatında ama bir yandan da onsuz yapamayacağını, olması gerektiğini düşünürsün. Gerçekten acıtır insanı.


İnsanlar her daim o'nun size verdiği zararlardan bahsetseler dahi gözleriniz kör olmuştur bir kere aşktan...Ve bir gün canınıza tak eder… Ayrılırsınız.. Çünkü vakti gelmiştir artık, tahammül kalmamıştır bir takım şeylere...

Ondan size kalan hatıralar; psikiyatristiniz, psikologunuz, kullandığınız anti-depresan ilaçlar, insanlara duyacağınız nefret ve güvensizlik, üstüne bir de bunlar yetmezmiş gibi gecelerce dökeceğiniz gözyaşlarıdır...

Ama işte insanız..Arsızız...
Denemeden öğrenemiyoruz hiçbir şeyi..

Ol(a)mamışım ben hala....

Olgunluk;
Yaşanılanları sindirebilme yetisi
Ya da
Feleğin çemberi ile oyun oynamaksa
Ben hala olgunlaşmamışımdır....




Ya da ustanın dediği gibi;
"......zaman insanları değil armutları olgunlaştırır..."

İki ucu boklu değnek

Ben biraz garip biriyim sanırım. Bazen sevgim bazen güvenim öne geçiyor içimdeki yarışta çünkü . Hiç hoş bir durum değil bu biliyorum ama böyle.

Sevgim öne çıkmışsa güvenmek için bahaneler uyduruyorum kendime, küçücük şeylerden bir dolu sonuç çıkartıyorum. Bir yandan güvensizlik prangası asılıyor ayaklarıma, istesem de sevemiyorum engelliyor beni..İçimde hep “acaba”lar yer ediyor. Her an nerede olduğunu, ne yaptığını bilmek istiyorum güvenim yoksa eğer. Sürekli yanımda olmasını istiyorum ya da aklıma bir şey gelince hemen sesini duymak istiyorum. Sanki yanımda olunca ve bana bakarken bana ait olacakmış gibi.

En kötü durumum ona ulaşmaya çalışırken ulaşamamam. Tüm zembereklerim boşalır, en kötü ihtimaller aklımı kemirmeye başlar. Zincir kopmuş, güvenimi kaybetmişimdir artık. Bir açığını yakalayana kadar rahat etmem. Ve ne yazıktır ki o açığı eninde sonunda yakalarım. “Ben demiştim !” derim.Berbat bir durum işte. Severken ve ayrılamazken güven kaybetmek.

Benim kaderim olsa gerek bu durum. Sevdiklerime bana yalan söyleyecekleri konusunda hep güvenmişimdir ve eksik olmasınlar onlar da beni hiç şaşırtmamışlardır.

Şimdi düşünüyorum “Hangisi daha kötü? diye
Güvenip sonradan nasıl çirkin bir oyunun içinde olduğunun farkına varmak mı?
Güvenmeyip hayatı kendine zehir etmek mi?

Bırak dağınık kalsın....

Sarıp sarmala beni, kadın olduğumu hissettir
Yıkılmaz bir duvar gibi yanımda değil arkamda dur her zaman
Gözyaşlarımı bir tek sen gör, bir tek senin göğsüne yaslayıp başımı hıçkırayım
Kendim olabileyim yanında, çırılçıplak bütün korkularımdan sıyrılmış
Kimi zaman çocuğun olayım, kimi zaman aşifteliğimle baştan çıkartayım seni
Koca bir yatakta tek bedenlik yer kaplayarak uyuyalım
Sevgilim ol ama aynı zamanda dostum
Kelimelerimi teraziden tartmadan çıkarayım ağzımdan
Babam gibi ol, saçımın bir tek teline kıyama
Beni ben gibi sev,
bedenimi ve ruhumu doldurmaya çalışmadan.
Olduğum gibi
Ben olduğum için...
.
.
.
.
.
Ya da bırak dağınık kalsın boşver...

Gece yarısı saçmalaması-part tri

Hazır havalar memleketimde hala yaz esintisi taşıyorken ve hazır kolumuza takıp gezebileceğimiz bir sevgilimiz yanı başımızda değilken sevgili kuzenim ablam ve ben kendimizi sahile atalım dedik. İyiki de demişiz valla uzun zamandır bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum gerçekten. En son hesap ödenirken bana gözlerini dikip bakan mama kılıklı teyze dısında hersey cok güzeldi valla. E bu kadar eğlenince bunda katkısı olanlara da bir teşekkür etmek lazım sanırım.

Bu sebeple;

Çekirdeklerini beğenmediğimiz için arkamızdan gayet kaba bir tavırla BAYAN diye hönküren çekirdekçiye,

“Karadeniz köftesi le le le le le" canım diyerek ortalarda gezinen velede,

Memeleri göbeğine kadar sarkmış 18 yaşlarında asabi suratlı genç bayana ( gerçi bunda gülünecek bir durum yok, bizim de başımıza gelecek ama olsun biz güldük)

Önümüzde yürüyen ve istemeden kulak misafiri olduğumuz gruba (sayelerinde Beyhanın orospu olduğunu öğrendik, haa dersen ki Beyhan kim valla ben de bilmiyorum. Öğrenmek için peşlerinden gidecektim ama çektiler kolumdan hain kuzenle ablam, bir öğrenseydik Beyhan neden orospu olmuş:))

Oturduğumuz yarım saatten fazla süre boyunca karşımızda telefonla konuşan ve sonunda bize “karar kendi kendine gitmez” diye bir kelime öbeği öğreten gence,

“Karamelli dondurma neyli?” diye soran ablama ve “dondurma da soğukmuş” diyen sevgili kuzenime,

Krem rengi takım elbise, krem rengi kunduralar ve bembeyaz gömleğini giyip yarış bisikleti ile sahilde arz-ı endam eden amcaya(resim çekilecektim kendisiyle ama yetişemedim peşinden)

Ve yine aynı ablama boğazına leblebi kaçan kuzenime ıslak mendil vermeyi önerdiği için,

çok ,çok,çok teşekkür ederim.

Sayenizde harika bir gece geçirdim. En kısa zamanda tekrarlayalım lütfen.

Geçmişten gelen-11

Neden en çok özlediğim zamanlarda, o çok özlediklerim gittiler arkalarına bakmadan?
Özledikçe sevdim,
Sevdikçe özlemlerim birikti göğsümün en yangın yerinde.
Ve
Sevgi varken yaşadığım ayrılıklar,
sızılı bir masal olarak kaldı içimde.
Sebebi
Ya şartlardı,
ya zaman
ya da
sevginin göz alıcı ışığına teslim olmaktan korkan bir adam....

Kimseyi atlamadan...

Beni,
Seven
Sevmeyen
Sevdiğim
Nefret ettiğim
Canımı yakan
Canını yaktığım
Çoğaltan
Eksilten
Kendine aşık eden
Aşık olduğum
İyi niyetle yaklaşan
Arkamdan kuyumu kazan
Kırdığım
Sayesinde kırıldığım
Her koşulda yanımda olan
Ya da karşı cephelerden üzerime ateş yağdıran
Sesini duymadan gün geçiremediğim
Ders aldığım
Ders verdiğim
Yaraladığım
Tarafından yaralandığım
Sevdiğim ama karşılığında sevilmediğim
Özür dileyebildiğim
Ve
Özür beklediğim herkes...
Selam olsun hepinize..Sayenizde çok şey öğrendim...

Pazar sıkıntısı

Arabasının yedek anahtarını torpido gözünde taşıyan bir abim, yaptığım herşeye kusur bulan bir annem ve kendisiyle herşeyimi paylaşmıyorum diye bana kızan bir ablam var..Ben mi? Bildiğin gibiyim işte :)

Eski eşimi gördüm geçenlerde( bak yine taktım buna, ulan yenisi olmadan eskisi nasıl oluyosa), yanında muhtemelen yeni sevgilisi, eşi...artık herneyse o vardı sanırım. O bana baktı, ben ona baktım, yanındaki ikimize baktı geçtik gittik..ne tuhaf..

Normalde takı kullanan biri değilim, sırf meraktan bir gün arkadaşımın koaman küpelerini taktım ce çocuklar gibi kafamı sağa sola sallamaya başladım. Sonuç: küpenin çarpmasıyla kanamaya başlayan dudak :) alışmadık *ötte don durmaz lafı bu durumlar için mi söylenirdi?

Medeni durum değişikliği sebebiyle gittiğim nüfus dairesinde bana " medeni durumuna bekar mı yazayım dul mu" diye soran kadının suratına neden iki tane çakmadım diye soruyorum kendime kimliğimi her kullanmak zorunda kaldığımda.

Kaş aldırma, ağda, manikür, pedikür, dip poya, fön.....sıkıldım beeee

Hani filmlerde esas kızla esas oğlanın yanak yanağa, dudak dudağa çekilmiş resimlerini kötü adam bulur ya ben burumda şeyi merak ediyom. Ulan kim çekiyo bu fotoğrafları, evde hazırda bunun için biri mi var nedir anlamadım.

Facebookta" dilimize sahip çıkalım, dil ulusun herşeyidir tarzı videolar paylaşıp bir de bununla ilgili gruplara üye olup da mesajlarını ingilizce yazanlara, ne ayaksınız hacı? diye soruyom hep ama hala bir cevap alamadım.

Son paragraf sevgilime gelsin.
Saçı sakalı birbirine karışmış, göbek yapmış, kendini salmış adam istemiyom ben anacım ona göre yani. Silkelen ve kendine gel, o göbeği eritmeden çıkma karşıma. Aha da sana tam 30 gün süre veriyom, uyarmadı deme.

Hadi iyi pazarlar hepinize...

Adını sen koy

Boğazda düğümlenen iki çift söz...
Dilin lâl, gönlüm melâl olduğu an...
Gözlerden süzülemeyen iki damla gözyaşı...
Hissedilen fakat yazılamayan...
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı an...
Dünün güzelliklerine duyulan özlem...
Yarına duyulan hasret...
Bir nefeslik mola...
Bazen korku, bazen heyecan....

Rüyamda görmüşüm seni haberin var mı?

Hafif mide bulantısı ile uyandım bu sabah, günlerdir yaşadığım kalp çarpıntısı da cabası üzerine. Keşke uyanmasaydım ya da hiç uyumasaydım...

Rüyamdaydın ilk kez, ne tuhaf. Uyanınca seni özlediğimi itiraf ettim kendi kendime ve utandım biraz...Sonra acizliğime kızdım....

Biliyor musun hayatımda keşkelere hiç yer olmadı ama KEŞKE sen yanımda olabilseydin.

Bir de merak ettim acaba sen de benim gibi düşünüyor musun?
Related Posts with Thumbnails