Bunca zaman sonra

Dostlarımın aslında arkadaş olduğunu fark ettim

Bazı şeyler için gerçekten çok geç olduğunu fark ettim

İmkansızı istediğimi fark ettim

Dikenli tellerin dibindeki küstüm çiçeğini fark ettim

Kötü biri olduğumu fark ettim

Kullanıldığımı fark ettim

Yanlış tercihler yaptığımı fark ettim

Farkımı fark ettim

Farkımı fark ettiğini fark ettim

Ve sonunda senin varlığını fark ettim

Oğlan bizim kız bizim.....

Kaygan bir zemin..
Ortalarda amaçsızca koşan çocuklar..
İnsanların kendi isteklerine göre açıp kapadıkları bir klima..
Saçma sapan bir müzik..
Saçma sapan bir ışık düzeneği..
Yemekhane gibi sıra sıra dizilmiş masalar..
Memelerini sallayarak müziğe eşlik eden, makyajlarıyla canavara dönmüş kadınlar..
Yüzlerde sahte gülücükler..
Gürültü yüzünden bağıra bağıra konuşan insanlar..
Pembe beyaz klasik bir düğün pastası..
Elinde kamerayla her boku çeken yeni yetmeler..
Abiye giyinmiş emolar..
Zorla piste çıkartılıp oynamaya zorlananlar..
Halay başı olmak için yarışanlar..
Gerekli gereksiz çektirilen resimler..
Sağı solu kesip dedikodu yapanlar..
Havalarda uçusan paralar..
Birbirini bakışlarıyla taciz edenler..
Kıyıda köşede alkol alıp göbek atan erkekler..
Sırayla oynamaya çağırılan akrabalar..
Bağıra bağıra yapılan bi takı töreni..
Hemcinsiyle romantik parçalar eşliğinde dans eden çiftler..
Ortada çiftetelli oynayan geline “hay maşallah gelin hanım” diye yorum yapan psikopat bi piyanist..
İnsanların en olmadık yerlerine yapışabilme yeteneğine sahip rengarenk konfetiler..
.

.


.


.



Tanıdık mı geldi ?
Ömrün boyunca böyle bir ortama kaç kez girdin say bakalım?
Düğünlerde ne kadarda şuursuz tavırlar sergilediğimizi neden düğünü terk ettikten sonra fark ediyoruz? Donumuza kadar terlediğimiz halde neden hala ortada göbeciği attıracaz diye kendimizi heba ediyoruz? Delimiyiz biz?





Hayransavar :)

Efendiiim… Yine bir kadın-erkek yazısı ile geldim koşa koşa. Pek sevgili İbrahim Ortach şöyle bi yazı yazdı. Okuyunca dayanamadım ve hemen konu ile ilgili yazmak istediğimi söyledim, sağolsun kendisi de kırmadı beni mimleyiverdi.

İbrahim Ortach demiş ki ”sanal alemde klavyen kuvvetli ise bir süre sonra hayranların, aşık olanların mutlaka olacaktır. Ve sen bir insan evladı olarak, bir süre sonra ya bu hayranlardan sıkılacaksın ya da yalnız kalmak isteyeceksin. İşte o zaman, sana hayran olmanın dozunu kaçıranları başından nazikçe atmak için geleceksin benim sayfama ve bunun yöntemlerini okuyacaksın. Bak sana yol yordam gösteriyoruz burada”…….demiş.

Şimdi ben İbrahim Ortach ın yazdığı yöntemleri irdelemek istiyorum, acaba biz bayanlar kullansak nasıl olur diye.

Demiş ki;

Sen daha iyilerine layıksın….deyin(bi bayan bunu söylese abes olur, olmaz bu…geçtik)

Evliyim, çocuğum var…..deyin(yasak olan her zaman daha cazibelidir…bu da olmaz)

Senden yaşça büyüğüm….deyin(ben olgun bayanlardan hoşlanıyorum diyen erkeklerin sayısı bir hayli fazla, bu da olmaz)

Senden elektrik alamadım…..deyin( valla sana o elektriği verene kadar uğraşırlar, bu da olmaz)

İlgisiz davranın...demiş( uzun vadede etkili olabilir)

Başkasını seviyorum…..deyin(olsun beni de seversin derler. Çok azimliler çooook..bu da olmaz)

Blogunuzda sevgilinizden bahsedin…demiş ( sadece bkz:pucca diyorum bu durumda, hatun bütün sevgililerini yazdı blogunda ama hala hayranları olduğunu düşünüyorum ben..bu da olmaz)

Sadece cinsel obje olarak bakın…demiş(körün istediği bir göz hesabı olur…bu hiç olmaz)

Zırt pırt saçma şeylerden hesap sorun…demiş( aman haaa, sakın…beni seviyo, kıskanıyo beni ondan böyle yapıyo derler hiç paçayı kurtaramazsınız valla…bu da olmaz)

Kovun …demiş.(kapıdan kovarsın, bacadan girerler..dedim ya çok azimliler..bu da yeterli olmaz)

Eeee.. o olmaz, bu olmaz… Nasıl kibarca başımızdan atacaz biz bu hayranları?

Şöyle yapıcaz;

-sürekli dırdır yapıcaz, ama sürekli..

-para yiyici olduğumuzu düşünmelerini sağlayacaz, bunun için gerekirse borç para isteyecez.

-sürekli eski sevgililerimizden bahsedecez, kıyaslama yapacaz.

Veee en önemlisi lafı sürekli evliliğe getirecez. Ki en etkili erkek kaçırma yöntemidir günümüzde. Hiç öyle dolandırmaya gerek yok. Evlenelim de adam yok olsun anında :D

Bak bakalım o zaman çizgiyi geçen hayranın, aşığın kalıyo mu etrafında.

Tüm bunlara rağmen hala sana hayran olduğunu dile getiren bir erkek varsa etrafında sevgili bayan okuyucu, onu sev bağrına bas ve asla bırakma olur mu? :D

Gece yarısı saçmalaması

Bu aralar bi dengesiz oldum yine! An geliyor deli gibi yazıyorum ama yayınlamıyorum, an geliyor elim ne klavyeye ne de kaleme gidiyor.

Kış gelsin istiyorum artık. Boğazlı kazak, kaban, çizme falan giyelim yaaaa…sıkıldım yapış yapış gezmekten. Hem geçtiğimiz kış ne güzel toplanıp tabu oynuyoduk arkadaşlarla, gerçi uyuzun birinin yüzünden dağıldı grup ama olsun…

Yatağımın hemen yanındaki aynayı kırmak istiyorum çünkü gece uyandığımda ordan bana başkası bakıyormuş gibi geliyor.

Kızarmış balığın gözleriyle oynamaktan sapıklık derecesinde zevk aldığımı fark ettim.( balık sevmeyen arkadaş, okudun di mi :D)

Kendimin ve başkasının üzerine çay dökülecek diye çok korkuyorum. O yüzden çay servisi yapılan yerlerde hep diken üzerindeyim.

Kadınsı hareketlerle oynayan erkeklere tahammülüm yok. Hatta oynayan erkeğe de yok sanırım :D

Hani şu insan korkutan videolar var ya, her şey normal normal giderken ne olduğu belli olmayan bi nesne çıkıp bağırıyo falan. O videoları yapıp piyasaya salanlarla tanışmak istiyorum.

Ayak bilekleri kalın olan kadınlara sesleniyorum…lütfen etek giymeyin, yalvarıyorum….

Ne zaman vantilatör önünde otursam pervaneleri çıkıp beni parçalayacak gibime geliyo, aynı şey trafikte yanımda kamyon vs. bi araç yol alırken yine oluyor. Kapakları açılacak diye korkuyorum elimde değil..

Liseden mezun olduğumuz gün arkadaşlara gezerken bi kadın bana el falına bakmıştı. Bana 2 nikah yaşayacağımı ve 3 çocuk sahibi olacağımı söylemişti. 2. nikah belki ama 3 çocuk aslaaaa. O teyzeyi tekrar görmek istiyorum ben yaaa. Belki değişmiştir bişeyler…olamaz mı?

Bir keresinde kuzenimle kek yapmıştık ama küçüktük. Hamuru koyduğumuz tepsiyi yağlamayı unutmuştuk da neden çıkmıyo bu kek diye düşünmüştük bide.. çocukluk işte..

Erkekler için çingene pembesi, turuncu, kırmızı ...vb. renklerde gömlek üreten firmaların tasarımcıları ya da fikir babalarıyla da tanışmak istiyorum. Mümkünse şu videoları hazırlayanlarla birlikte gelsinler. Özel olarak görüşmek isterim kendileriyle.

Son olarak bana mail göndererek kendimi bu tarz yazılarla blogda neden anlattığımı soran arkadaşa sesleniyorum… Sana giren çıkan bişey var mı bu durumda ?

Blog Ödülü


Sevgili hüpcadısı bu aralar bloglarda dolaşan bir ödüle layık görmüş beni sağolsun. Kendimizle ilgili 7 ilginç özelliğimizi yazmak ve ödülü de 7 kişiye vermemiz gerekliymiş. Lakin takip ettiğim bloglar arasından 7 tanesini seçmek benim için çok zor.
O yüzden ben bu ödülü hepsine vermek istiyorum ve bana göre 7 ilginç özelliğimi sıralamaya başlıyorum. Bak gülmek yok ama taaaam mı? :D

1-Domatesin olmadığı bir kahvaltı sofrasına asla oturmam.
2-Yüzük dışında aksesuar kullanmam.
3-Saçlarımı asla toplamam.( kulaklarım kepçe ben napayım :D)
4-Gün içinde tatlı ya da şekerli bişeyler yemeden duramam.
5-Kırmızı ojeden asla vazgeçmem.
6-Özel durumlar dışında asla makyaj yapmam.
7-Fotograf çektirmekten pek haz etmem.

Ben daha büyümedim ama...yoksa büyüdüm mü?

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal pireler berber iken......

Yok lan o kadar eski değilim ben.
Dur, hah buldum...Renkli televizyon henüz her eve girmemişken( bu yaşıma daha uygun oldu sanırım) sıcak bir gecede, sabaha karşı rahatsız etmeye başlamışım annemi. (bilseydim başıma gelecekleri hiç tepinir miydim, uslu uslu otururdum yerimde.)

Babam bir telaş ebe bulmaya gidince o saatte-ki sabah ezanına yakın bir saat olduğunu söyler büyüklerim-, kalmışım annemle bi başıma..Komşu teyzeler gelmeseymiş annemin feryatlarına, belki babam gelene kadar bekleyebilirmişim ama korkmuşum teyzeler garip sesler çıkarmaya başlayınca. “Çıkarın beni burdaaan” anlamına gelen hareketler yapmaya başlayınca ben anacığımın içinde, hayırsever teyzelerden biri tuttuğu gibi başımdan alıvermiş beni dışarıya. Bekleyememişim ebeyi falan, bu sabırsızlık,tez canlılık daha ana rahminden geliyo yani..

Kadir gecesi doğduğum rivayet ediliyor bazı kaynaklarda, hatta ismimi Kadriye koyacaklarmış ama bitişik komşunun kızının ismi de Kadriye imiş ve annem kendisinden hiç hoşlanmadığı için şiddetle karşı çıkmış bu fikre..iyi de etmiş.. bi mahalleye iki kadriye çok gelebilirdi yani..

Ne diyodum...Kadir gecesi doğduğum için kimileri beni şanslı diye nitelendiriyor ama vallahi öyle değilim yaaaa...Her insan kadar benim de şansım...Yuvarlanıp gidiyorum işte doğduğumdan beri..

İlkokuldayken 2000 yılınca kaç yaşımda olacağımı hesaplayıp heyecan yapardım.Bak şimdi 30 yıl yaşamışım ama heyecan falan hak getire..Sadece zevzek arkadaşlarımın “cenabet yaşa giriyosun, dikkat et” geyiklerine maruz kalıyorum. Neyine dikkat edeceksem artık :D

Ama gerçekten ne garip bir yaşmış bu 30 yaş arkadaşım..
Şimdi bir yanım "evlen çocuk sahibi ol" diyor( evet bir kere evlendim, ama manyağım işte ikinci kez evlenmeyi düşünüyorum), diğer tarafım "bok yeme hayatını yaşa" diyor..( bu düşüncemin sebebi de harika!!! bir evlilik yapmış olmam sanırım, kendimle çelişiyorum mütemadiyen. 30 yaş bunalımı dedikleri bu olsa gerek, idare etcen artık )..

Gün geçtikçe anneme benzemeye başladığımı fark ediyorum...

Arkadaşlarımın çocuklarının bana teyze dediklerini fark ediyorum...

15-16 yaşındaki gençlere bakıp bizim zamanımızda diye başlayan cümleler kurmaya başladığımı fark ediyorum...

Hayal kuramadığımı fark ediyorum ama daha farkında yaşamaya başladığımı anlıyorum ki sanırım bu iyi bişey di mi ?

Ve en kötüsü yaşlanmaya başladığımı anlıyorum....

Ama her şeye rağmen ne demiş Fikret Şenes

Bırak aksın geçsin yıllar
Bitsin artık bu korkular
Her yaşın ayrı bir güzelliği var..

Denge

Bir terazinin iki kefesi gibiyiz.
Birimiz üzerimizdeki yükle
dibe yaklaşırken,
diğerimizin kıçı arşa varıyor….
Bir sen, bir ben....
Aşağı, yukarı....

Sözümü tuttum da geldim


Eveeeeet… Bir önceki yazımız belirttiğim üzere kendi cinsimi eleştiren bi yazıyla geldim koşa koşa.

100 erkeğe sordum ve biz kadınlara çok faydası olacağına inandığım bilgiler topladım. Şaka şaka kimseye sormadım tabi, tamamen kendi gözlemlerim yazacaklarım.

Şimdi bu erkek cinsi özünde kadınların bütün tavırlarına sinir oluyor ama bazı noktalar var ki adamlar cinnet geçirecek noktaya geliyolar valla.

Mesela bu erkekler bizim;

-sürekli trip yapmamıza, buna karşılık neyin var diye sorduklarında yok bişey diye cevap vermemize…..( bakın kuzucuklarım, trip yapıyosak mutlaka bi sebebi vardır, sebepsiz yere trip yapılır mı manyak mıyız biz? Tamam "yok bişey" diyerek yanlış yapıyoruz kabul, çünkü sizin bizler gibi ince düşünemediğinizi unutuyoruz)

-istemem yan cebime koy ve kaçan kovalanır mantığı ile hareket etmemize) …..( bu tavırlar tamamen erkeklerin kolay elde edilen kız kavramından çıkıyor uyarmadı demeyin
-saçımızda ya da kıyafetlerimizde değişiklik yaptığımızda fark etmediler diye
darılmamıza….(fark etseniz ölür müsünüz? İşyerindeki sekreter yeni ne yapsa fark ediyorsunuz ama orası ayrı)
-çocuk taklidi yaparak konuşmamıza….(hee bak buna bende sınır oluyorum, nasıl tahammül ediyonuz yaw, ben olsam çakarım ağzının üzerine bi tane)
-bize karşı olan zaaflarını anladığımızda götümüzün kalkmasına…(sizin kalkmıyo sanki, peeeh)
-isteklerimizi yaptırabilmek için dişiliğimizi kullanmamıza…..(cık cık cık, hiç hoş değil gerçekten. Bunu yapan bayanları kınıyorum :P)
-her şeyden anlarmış gibi konuşmamıza…(burada hak yememek lazım, bir her şeyden anlayanımız var, bir de anlarmış gibi yapanlarımız. Aradaki farkı görebilmek lazım sayın erkekler)
-erkek muhabbeti yapmamıza ve bunun kendimize çok yakıştığına inanmamıza…( çok eğreti duruyo gerçekten beeee)
-alışverişe birlikte gitmek istememize…(bunu isteyen bir bayan olabilir mi yaa….erkekle alışveriş, kabus gibi)
-erkekleri çözdüm ben diye ortalarda dolanmamıza……(vallahi çözülmez, billahi çözülmez. Bu kadar çeşitli olan şey çözülür mü yahu)

sinir oluyolarmış.
Durum bundan ibaret sayın bayanlar. Hem bu davranışları yapıp, sonradan da adam sana tekmeyi basınca ağlamayacaksın. Aha bak yazdık o kadar, oku aklının bir köşesinde kalsın.


Aslında kadın erkek ilişkileri ile ilgili çok da fazla konuşmanın anlamı yok, sanırım bu resim herşeyi açıklıyor :D






Kadınlar ne ister, erkekler ne iteler?

Kazık kadar olmuş kız arkadaşına, eşine vs.vs hediye olarak oyuncak alan tiplere taktım kafamı ki bunlardan bir tanesi benim kankam olur. Her hediye aldığında aramızdaki diyalog;
-lan oğlum, hatuna neden bunu aldın başka bişi baksaydın ya
*e napayım çok hoşuma gitti
-senin hoşuna gitti diye onun da hoşuna gitmek zorunda mı dana

Şeklinde oluyor.

Bu diyalog rutin olarak her ay tekrarlanıyordu bir dönem, çünkü kendisi ağına düştüğü(evet düşürdüğü değil düştüğü, zira kendisi pek bi ayran gönüllü olup önüne çıkan her bayanı hayatının kadını sanma kapasitesine sahiptir) her hatuna şap diye yapıştırıyordu oyuncak hediyeyi. Şimdiye kadar aldıklarını satsak köşe olmuştuk yeminle..E bizim oğlanın şu meşhuuuur arkadaşlık sitesine üye olduğunu, ordan da hatun bulma yüzdesini bir düşünürsek elimizdeki oyuncak sayısı pek azımsanacak durumda değil yani…

Şimdi ben bu oyuncak hediye alma olayından başlayarak sevgili erkeklerin anlam veremediğim bazı davranışlarını yazmak istiyorum. Aslında bunlar yapmamanızı istediğimiz şeyler olabilir yani bilemiyorum :D

- Oyuncak hediye alınca sevimli olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Yok yani yeri geldiğinde çocuk taklidi yapan bayanları sevmediğini söylüyorsunuz da o bakımdan şeyettim ben.. Ya da alacak daha orijinal bi hediye bulamadığınız için mi alıyorsunuz merak ediyorum valla…
- Büyük bir çoğunluğunuz neden kız arkadaşında ya da eşinde annesinin davranışlarını arıyor? Bak eğer ikisi aynı olsaydı sıfatları aynı olurdu. Ama değil işte, biri anne diğeri eş.
- Aldatılmayı kabullenemezken neden aldatırsınız?
- Mantığınızdan çok duygularınızla hareket ettiğiniz halde neden tam tersini yansıtırsınız?
- Neden hep dağınıksınız ve bu söylendiği zaman “ ben aradığımı buluyorum” cümlesinin arkasına saklanırsınız?
- Yemek yemeyi çok sevdiğiniz halde yapmak için neden çaba harcamazsınız.? Aslında bi deneseniz, çok kolay valla bak..Gerçi yapmayı bilenleriniz de bunu karın doyurmak için değil bayanları etkilemek için kullanıyor o da ayrı bi dert.
- Hayatı akışına bırakmış gibi görünsenizde neden hep tetikte olursunuz, savunma mekanizmanız daima açık nedense, özellikle terk edileceğinizi anladığınız zamanlarda karşı atağa geçme konusunda.
- Alışveriş yapmayı sevmemiz neden sizi bu kadar rahatsız ediyor, bu sizin futbolu sevmenizle aynı şey aslında…abartmayın o kadar yaniii….

Bu liste çok uzar aslında, yazsam ohooooooo…

İyisi mi ben gidip azcık kendi hemcinslerimle ilgili düşüneyim, onunla ilgili de dönerim en kısa zamanda.
(Yazıyı okurken hemen, bak bak erkekleri eleştiriyo dedin di mi? Ama ben kendi cinsimi de eleştirebiliyom yani…)
Bekleyin beni anacım…..


Bu arada da yukarıda yazanlarla ilgili açıklama yapmak isteyen olursa çekinmesin. Her türlü eleştiriye açığız.


Related Posts with Thumbnails