İçimde bir sürü kişilik var...huhuhuhuhuhu :)

Evet evet yanlış okumadın, benim içimde bir sürü ben var. Çoklu kişilik bozukluğu yaşamıyorum, her ne kadar bazen balataları sıyırma ya da kayışı kopartma diye tabir edilen durumlara gelsem de. Ama herkes kadar benim içimde de farklı karakterler var. "Benim yok"dediğini duyar gibi oluyorum nedense. Belki gerçekten yoktur günahını almayım. Benim karakterlerim çok renkli bak oku;

Mualla; evine düşkün, hamarat mı hamarat , mantı ve sarma uzmanı, bahçesinde organik sebzeler yetiştirip reçellerini bile evde kendisi yapan aynı zamanda titizlik hastası, toza tahammülü olmayan, bütün bu uğraşların arasında iç çamaşırlarını ütüleyecek kadar boş vakti olan bir ev hanımı.

Ahu; eskimiş bir televizyon yıldızı. Gittiği mekanlarda kameraları görünce dayanamayıp pozlar verip saçma sapan konularda röportajlar yapmaktan geri kalmıyor. Tek hayali bir gün yeniden eski şöhretli günlerine dönebilmek.

Remziye; bütün gününü bilgisayar başında geçiren, içe dönük, sessiz ve silik bir genç kız. Asosyalliğin dibine vurmuş, kendi yarattığı karakterlere hikayeler yazan, görünüşüne asla önem vermeyen bu halleriyle çevresindekileri korkutup tamamen yalnız kalmış zavallı.

Süreyya; bütün kış ortalarda görünmemesine rağmen yaz mevsiminin başlamasıyla ortaya çıkan, sosyal ilişkileri güçlü, çevresindeki erkek arkadaşlarının vazgeçilmez kankası, neşeli, tembel ve biraz da şuh bir kadın. E birazcık da yüzeysel…

Arzu; annesi ve babasını bir kazada kaybetmiş, gece çalışıp gündüz uyuyan, bu sebeple yaşadığı çevreyle bütün ilişkisini kesmiş buna bağlı olarak da adının mahallenin dedikoducu teyzeleri tarafından pek de iyi anılmayan fabrika işçisi.

Bahar; iş dünyasının çarklarında kendisini kaybetmiş, insanlarla olan ilişkilerinde kırıcı, sabahları erken uyanınca agresif, takıntılı,kendisini aldatan eşi yüzünden erkekleri hayatından çıkartan, güçlü görünen zayıf kadın.


İşte benim içimdeki karakterler bunlar.

Peki senin içinde neler var?
Geyşa, psikopat,genel müdür, seri katil, sosyopat……?
Hangisi?

Bu da benden olsun :)

“Süpermen uçuverdiiiiii
Kanadın açıverdiiiiiiii”…..diye ortalığı inletiyor kafasının güzel olduğunu düşündüğüm orkestradaki amca. Yani benim kafam güzel olmadığına göre, onun güvercin yerine Süpermen demesi bu fikrimi destekliyor sanırım… Bir cumartesi akşamım daha komşunun oğlunun pipisinin kesileceğini bütün mahalleye bildirme merakı yüzünden piç oldu…

Bugün yine bir alışveriş kâbusu yaşadım. Kaç tane elbise denedim sayısını unuttum ama azimliydim bu sefer, sonunda sahip oldum istediğim gibi bişeye. Kışa kadar alışveriş yok artık, hele bu sıcaklarda hiç yok.

Ofiste bulunduğum zamanların büyük biç bölümü pc başında geçiyor, geceleri de saatlerce kitap okuyorum. Çok yakında gözlerim ileri derecede bişeyler olacak ya hadi hayırlısı. Şişe dibi kalınlığında gözlükler açar beni beeee :)

Sanırım yine kulağıma su kaçırdım, sol kulağım yine duymuyor. Doktorun verdiği damlayı kullanmadın da bir faydasını göremiyorum. Kandırıldım mı acep doktor amca tarafından?

Bugünün cumartesi olması sebebiyle ofistekilere sinema günü yapmaları için izin verdim ve anladım ki arka arkaya 3 film izlemek beyin kıvrımlarına baya bi zarar veriyomuş. Çünkü ben 3 filmden tek bir sahne bile hatırlamıyorum.

Çok yakın bir zamanda 4 günlüğüne sevgilimin yanına kaçacam. E banane dersen de, banane :) Bu insanlık için küçük ama bizim için büyük bir adım olacak. İkimizde işyerinden uzun süreli izinler alabilen insanlar değiliz. Onun başında bir arızalı var adam bildiğin psikopat. Bıraksan burada kalın diyecek o derece yani(allahsız emre, sen bigün benim elime düşersin ama). Benim başımdakini zaten ne sen sor ne ben anlatayım. Çok dertliyim bu konuda bildiğin gibi değil….,

Son olarak bugün mağazada bana “siz biraz toplusunuz”-bak şişman değil toplu,dikkatini çekerim- diyen satış elemanına sesleniyorum. Benim kadar taş düşsün kafana emi…..

Eskiden parliament pazar gecesi sineması vardı di mi?

Bu da benim cumartesi gecesi saçmalamam olsun mu?
Olsun olsun….
Lütfeeen…..

edit: elbise kosturmacasında bana bıkmadan elbıse modelı tasıyan sinirliprenses bacıma tesekkür ederim



Alışmak


Bazen zor bazen her şeyden kolaydır alışmak "alışmak sevmekten daha zor geliyor" diyenlere inat. Çok çabuk alışıyoruz aslında farkında olmadan her şeye..
Yeni iş arkadaşlarımıza, saçlarımızın yeni modeline, evimizin yeni dekorasyonuna, birisinin yokluğuna, yalnız kalmaya, özgür yaşamaya... Her şeye çok çabuk alışıyoruz..

Alışmak iyidir belki, alışılan şey yalnızlık olmadığı sürece. Yalnızken sinemaya gidersin gönlünce ağlarsın ya da gülersin, yürüyüş yaparsın sahilde, cafelerde oturur geleni geçeni izlersin, hayatında biri varken ihmal ettiğin arkadaşlarına ve kendine daha çok zaman ayırırsın. Yalnız olmamanın ne demek olduğunu unutursun zamanla. Başka biriyle birlikte olmak istemezsin alışkanlıklarının değişeceğini düşünerek. Sessizliğe alışırsın sonra ve zamanla bu sessizliğin bozulmasından korkar hale gelirsin.


Aslında alıştığının yalnızlık değil özgürlük olduğunu anlaman uzun sürmez. Çünkü yalnızken aklına esen heşeyi yaparsın, kimse seni kısıtlamaz, yaptıklarını eleştirmez, hatalarını kapatmaya çalışmaz, seni yönlendirmez...Attığın her adımı düşünmek zorunda kalmazsın özgürken. Çok zordur özgürlükten vazgeçmek ya da vazgeçmeye değecek birini bulmak.


Bir gün hayatına birini almaya karar versen bile, onun gözünün içine bakarken dahi sahilde tek başına yaptığın yürüyüşlerin, tek başına izlediğin filmlerin, kendine ayırdığın zamanların özlemini duyarsın içten içe o yeni insana alışana dek..


Hangisi zordur peki?
Yalnız yaşamaya, özgür kalmaya alışmak mı yoksa bunlardan vazgeçmek mi?

Beni neden seviyosun bebeeeeeeem :)

Şimdi bu soru bana sorulsa carlarım direk karşımdakine çok fena "sevginin sebebi mi olur lan, git komplekslerinden arın öyle gel karşıma" diye...

Diyelim ki bir sebep söyledin "saçın güzel, kaşın güzel, vücudun güzel, gözlerin baygın bakıyo ondan seni seviyom,çok zenginsin, araban güzel, karizman var...vs.vs..." diye.

Eeee...bunlar olmasa sevmeyecen mi yani karşındakini, sunduğun sebepler geçerliliğini yitirince sevmeyecek misin? Bitecek mi sevgin?

Ben şahsen bu soruyu soranlarda da bir özgüven eksikliği görüyorum, sanki kendinde sevilecek yön bulamamışlar da karşısındakinden bunu duymaya ihtiyacı varmış gibi.


Soruyu soran bayansa şayet övülmek istiyodur, zamanı gelmiştir.. (erkekler zaten sormuyo sanırım böyle garip sorular, ya da bana soranı denk gelmedi şimdiye kadar)Yazık iki güzel laf edin de kıçı kalksın :D Aksi takdirde bu soru karşısında suskunluğunu koruyan erkek bayanın savaş boyalarını sürmesine sebep olmuştur ki vay haline...

Acıyom bazen erkekler size valla, ne zor iş biz kadınları idare etmek.. Allah yardımcınız olsun... Amin

Dikkat! Huzursuz var...



Sıcak bir yaz gününde Ramazan ayının 27. gecesinde gelmişim dünyaya. Kadir gecesi doğduğum için şanslı olduğumu söylediler hep bana. Ama ben tam tersini düşündüm, şanssız olsam hayatım nasıl daha beter olabilirdi diye..Şanslıyken böyleyse eğer tam tersini düşünmek bile istemiyorum..


Sabırsız bir insan olacağım belliymiş taaa doğduğum günden beri, zira ebenin eve gelmesini bekleyemeden terk etmişim annemin rahmini sabah ezanıyla birlikte…Kurtulmuşum beni sıkan o daracık yerden, annemin kollarında huzur bulmuşum…


Şimdilerde yine mevsim çok sıcak buralarda…Ve ben yine beni sıkan şeylerden kurtulup annemin kollarında huzur bulmak istiyorum…

Daral geldi

2 gündür hangi kanalı açsam üniversite adayları şöyle yapsın, üniversite adayları böyle tercih yaparsa açıkta kalmaz gibi şeyler duymaktan ve alt yazılarda üniversite adayları diye başlayan yazılar okumaktan daral geldi. Üniversiteli adayı değil mi o yahu? Yoksa ben mi yanlış biliyorum?

Facebook denen hadise

Yolu facebooktan geçen herkesle bir gün mutlaka bir yerde buluşuruz….Tamam kabul ediyorum ben bir Kayahan fanatiğiyim :D Neyse asıl konuma döneyim ben hedeften fazla uzaklaşmadan. Bugün canım facebook denen sosyal paylaşım sitesi hakkında ahkam kesmek istedi, evet evet ahkam kesecem.. noooldu beğenemedin mi?

Şimdi efendim, bendeniz sevgili yeğenlerimin ısrarı ile üye oldum yaklaşık 10 ay önce. Bana kalsa sittin sene üye olmazdım ya kıramadık işte oldu bir kere..Aslında iyi de olmuş, çevremde ne güzide tipler olduğunu görme şerefine eriştim.

En çok dikkatimi çeken şey şu relationship olma sevdası oldu valla. Bir bakıyorum adamın “x kişisiyle ilişkisi var” , 3 gün sonra hooop "x kişisi ilişkisi var olan durumunu ilişkisi yok olarak değiştirdi" yazıyor. İşin tuhafı bu insanlar ayrıldıktan sonra arkadaş listelerinden birbirlerini silmeyip yeni ilişkilerini karşılıklı görerek mutlu mesut yaşamaya devam ediyorlar. Maksat bak ben senden önce sevgili buldum kendime demek sanırım. E noldu şimdi, 3 gün önce başka biriyle sarmaş dolaş resimlerinin altında aşk böcüğüm seni çok seviyom yorumları vardı. Ne çabuk bitti o kocaman aşkınız. Her aşk yaşadığınla resimlerini koyarsan ulu orta yerlere millet senin hakkında (bayansan) kaşar, (bay isen) puşt deyince zoruna gitmeyecek.. ay yazarken bile ruhum daraldı.

Boktan boktan gruplar kurup üye toplamaya çalışan, bir de arkadaş listeni davet etmeyeceksen üye olma, beni listenden sil diye tehdit edenler var ama ben bunlar hakkında konuşmayacam. Var olduklarını bilmek bile yetiyo aslında.

Abaza tipler var bir de, asıldığı ya da götürmek istediği hatunun başka biriyle fotoğraflarını gördüğü zaman hatun kişisini listesinden silen ya da sitemli mesajlar yollayan. O saate kadar hatun kişisine sen benim bacımsın diyen,aynı zamanda içten içe bugün bacım yarın ihtiyacım psikolojisinde olan er kişi, eski avını elinden kaçırınca yeni avlara doğru yol almaya başlar. E ne demişler dürtücü hareket engellenemez.

Önüne gelen her videoyu paylaşanlar mı istersin, ne düşünüyorsun kısmına sanane yazanlar mı..Neredeyse sıçmaya giderken bile yazacaklar yakında.
X is…..Mutfaktayım
X is……Telefondayım
X is……Banyodayım
X is…….Yataktayım
Vs vs vs
Birisi bu durumlara yorum yazınca da size ne benim hayatım diye cemkirirler bir de, hayat seninse senin olarak kalsın o zaman sokma gözümüze..

Aptal saptal testler var ya hani, o testleri hazırlayanlara ve çözmek için gayret gösterenlere selam ediyorum buradan. Nasıl insanlar olduğunuzu çok merak ediyorum, lütfen kendinizi bana bi ara gösterir misiniz? Şahsım için sizce x grup sex yapmış mıdır? sorusuna cevap veren arkadaşımı itin bi tarafına sokup çıkarmıştım bak onu hatırladım şimdi. Hala arkadaşım değil gerçi kendisi neyse.

Tüm bunların dışında, profiline bildiğin vesikalık resim koyanlar, doğmamış çocuğuna hesap açanlar, hesabını yalama olmuş gibi zırt pırt kapatıp açanlar, arkadaş sayısı çok olunca bir yerlerinin büyüyeceğini sanarak her önüne geleni arkadaş olarak ekleyenler, facebooku çöpçatan sitesi sanıp tanışalım mı? diye mesaj gönderenler, olur olmaz şeylere hayran olanlar……var. Anlayacağın malzeme çok bu sosyal paylaşım sitesinde, yaz yaz bitmez valla..

Yine de her şeye rağmen seviyorum ben bu siteyi bee, o olmasa arkadaşlarımızın gittikleri mekanları, yediklerini-içtiklerini, sevgililerini öğrenemeyecektik.

Allahım sen bizi facebooksuz bırakma.
Amin.





Ne alakaysa...

Herkesin yaptığı gibi bende karışık çerez tabaklarında şam fıstıklarını en sona bırakıyorum.Bunu yapma sebebim damağımda en son kalacak tadın güzel olması isteği ama nedense o fıstıklardan birkaçı hep kapalı çıkar ve ben ağzımdaki kaplama dişlerle o fıstıkları asla açamam.

Insanların oturdukları yerden bacaklarını sallamalarına sinir olurdum ama farkettim ki bazen bende yapıyorum bunu.

Ğ harfi yerine y harfini kullananları toplayıp yakmak istiyorum. Beyenmiyorum yazıyo adamlar ya,kabus gibi.

Kışın çizme giydiğimde o ayağımın tabanı en olmadık yerlerde bir kere kaşınmasın ya..

Gazete okduktan sonra parmaklarımda kalan siyah boya yüzünden gerine gerine gazete okuyamıyorum.Hep tetikteyim nedense. Yoksa sadece benim mi parmaklarım boyanıyo :(

Şu belediyelerin yaptırdığı taştan kaldırımlarda ve yollarda kaç tane topuk lastiği bıraktım ben bile hatırlamıyorum artık.

Eve ne zaman çok acıkmış vaziyette gitsem" ne yemek var" sorusuna aldığım cevap sürekli "ben bugün yemek yapmadım" oluyor.Şaka gibi...

Sen hiç şeftali yedikten sonra hemen üzerine su içtin mi ya da dişlerini fırçaladıktan sonra şeftali yedin mi? Sakın deneme iğrenç bi tat bence.

Ne zaman sandaletlerimi giysem eşşek kadar bir taş ayaklarımı takip ediyor sürekli.

Elimin ayarı yok sanırım,zira pc masasının klavye konulan kısmı her sabah kucağıma düşüyor.

Hiçbir zaman beceremediğim makyaj olayına ne zaman girişsem rimel yanaklarıma bulaşıyo. Ne tuhaf :)

Sesli sesli ve ağzını yaya yaya sakız çiğneyen erkeklere uyuz olurken,abimin oğlunun bunu gözümün içine baka baka yapması bana verilmiş bir tür ceza sanırım.

Lavabodaki sıvı sabunu ne zaman kullanmaya kalksam üzerime boca ediyorum.Sanırım ben sakarın tekiyim.

Her akşam yatarken ve her sabah kalkarken yatağımın kenarına çarptığım için bacaklarımın iki tarafında hiç geçmeyen morluklarım var.Sakar olduğumu söylemiştim ama..

Klavyede bazen içinde ğ harfi olan kelimeleri bir kerede yazamadığımı farkettim.Bir dönemde sayı sayarken 7 ile biten rakamları sayamıyordum.Cinsim evet ne olmuş yani...?

Ne zaman oje sürsem,her defasında aynı parmağımın ojesini bozmayı nasıl başarıyorum hala çözemedim.

Sarı,kırmızı ve kahverengi renginde(tuhaf oldu kahverengi renginde derken sanki) hiçbirşey giyemiyorum.

Bulgur pilavı yediğimde mutlaka içinden taş çıkar,aynı şey baklava yediğim zaman içindeki nesnelerin kabukları olarak nüksediyor. Bu da bu tür ceza, bu yiyecekleri sevmediğim için sanırım ya da ben kötü şans denen şeye inanmak istemiyorum.

Limonlu ve vişneli değilse şayet yediğim dondurmadan hiçbir şey anlamıyorum.

Külotlu çorapları bir seferde yamultmadan giyebilen bayanları tebrik etmek istiyorum. Çünkü ben çocukluğumdan beri beceremedim nedense. Hep ikinci seferde tutturuyorum. Bu da bir yetenek sanırsam.

"Hani böyle uykuya dalarken uçurumdan düşer gibi oldum" diyenler var ya hani, işte onlara sormak istiyorum "kaç kere uçurumdan düştünüz lan ömrünüzde?" diye...

Mesleği pc başında olmasını gerektirip aynı zamanda 2 parmağıyla klavye kullananları öldürmek istiyorum. O klavyenin sesi beynimi *ikiyo resmen.Bundan daha iyi bi işkence yöntemi olamaz sanırım..


Bitti bu kadar....

Ölesim mi geldi acep?

Uzun zamandır belirli aralıklarla rüyamda öldüğümü görüyorum. Öldüğümün farkına varıp 'aaa ölmüşüm ben' diyerek uyanıyorum bir de :D Rüyamı denyo arkadaşlarıma anlattığımda içlerinden birinin verdiği tepki çok hoştu.'Hepimiz bir gün öleceğiz güzelim,kasma kendini bu kadar ' dedi. Ağzını burnunu dağıtmak geldi içimden o anda, sanki benim dünyaya kazık çakmaya niyetim varmış gibi.
Bundan sonra bizim ortamdaki muhabbetimiz ölüm üzerine oldu haliyle. İşte nasıl ölmek istersin, ölmeden önce neler yapmak istersin, 1 ay ömrün kalsa neler yaparsın vs vs…geyikler havada uçtu. Kimisi patronunu öldürmek istedi, kimisi sevgilisinden ayrılıp her gece başka hatunlarla takılmak, kimisi toplu katliam yapmak istedi ki beni en çok korkutan kişi oldu kendisi.
Ben aslında ölümden çok korkan bir insandım. Ama babamı kaybettiğimiz günden sonra garip bir şekilde korkum geçti. Ölmekten değil de yapmak istediklerimi yapamadan ölmekten korkuyordum sanırım. Bu yüzden aniden ölmek istiyorum. Öylece bir köşede oturup, öleceğim günü bekleyecek duruma düşmek istemiyorum asla. Kötü bir şeydir sanırım, kalan ömrümden 1 gün daha eksildiğini bilmek. Yine de benim başıma gelse şayet böyle bir şey asla köşemde oturup beklemezdim sanırım ölümü..
Önce çalıştığım işi bırakırdım ve tabi ki kalan ömrümü uzatmanın yollarını arardım.


Sonra iş yüzünden gitmek isteyip gidemediğim her yere giderdim.

Sevdiğim ama sürekli görüşemediğim insanları arar, seslerini hafızama kazımaya çalışırdım.

Yazabildiğim kadar yazardım elbet, arkamdan bir şeyler bırakabilmek adına.

Nefret ettiğim ama şartlar gereği aynı ortamlarda bulunmak zorunda kaldığım insanlara içimden geçen her şeyi söylerdim

Hiphop tarzı denilen biç pantolon şekli var ya hani dizlerine inen arka cepleri olan. Bütün gün caddelerde dolanıp onu giyen birinin yanından geçerken pantolonunu aşağı indirir kaçardım (ben gerçekten bunu yapmadan ölmek istemiyorum )

Bir yolunu bulup Yemekteyiz ve Esra Erolla Dest-i İzdivaç programına katılırım. Birinde beğenmedikleri yemekleri suratlarına boca etmek için, diğerinde de 'elalemi evlendirecem diye kıçını yırtıyon da kendin neden evlenmiyon' diye cemkirmek için.

Veeee bütün bunları yaptıktan sonra, hani benim az ömrüm kalmıştı ya, işte bana o haberi vereni bir güzel döver ondan sonra gönül rahatlığıyla ölümü beklemeye başlardım.


Allahım ne kadar az şey yapmak istiyomuşum, şimdi ölsem gözüm açık gitmez sanırım...Yoksa ben yapmak istediğim herşeyi yaptım da farkında mı değilim ?

Yitik canlar

Ne çabuk can değiştiriyoruz hiç düşündünüz mü?
Hiç ummadığımız bir anda, herhangi birisi canımız oluveriyor. Canım diyoruz birisine yalansız, sıcak ve içten. Sonra bir bakarız herşey bitmiş, canımız gitmiş bizim bir yarımızı da yanına alıp. Arkasından bir başkası gelir hayatımıza canımız olur yine. Her yeni ilişkide yeni canlar kazanırız. Ve her bitişte gidenler bir can daha alır hayatımızdan. Bize kalan sonsuz bir karanlık ve kalan diğer yarımız olur. Aslında her can dediğimizin bizden birşeyler götüreceğini biliriz başlarken de yine de kendimizi alamayız bundan arsız insanlar olarak.
Hiç düşündünüz mü bugüne kadar kaç kişiye canım dediniz ya da kaç kişiye diyeceksiniz?
Yoksa o bir serçe gibi ellerinizden kayıp giderken siz yitik canlarınıza mı ağlayacaksınız?
Related Posts with Thumbnails