Gelince Bahar Ayları..............




Öyle güzeldir ki aşkın ilk halleri…
Sabahları sevdiceğin sesiyle uyanır,geceleri yine onun sesiyle uykuya dalarsın…
Her dakika onunla konuşmak istersin.
Utanırsın sana söylediği her güzel sözden..
Hep onun sesi çınlar kulaklarında…
Beynin saf dışı kalır birdenbire, herşeyi duyguların yönetmeye başlar.
Senin için artık birtek o vardır.
Ne bir kusur görürsün onda ne de bir eksiklik.
Sıkıntılarını bile anlarsın sesinin tonundan
Ayakların yere basmaz olur…
Uyursun aklından çıkmaz,konuşursun,gezersin hep aklındadır…
Sanki onu ilk gördüğün andaki hali göz kapaklarına resimlenmiş gibi gözünü her kapadığında onu görürsün gözlerinde…
Sevmem dediğin arabesk yaşamın içinde bulursun kendini bir anda..
Bir bakmışsın acılı şarkılar dinlersin ya da aşka dair,sevgiliye dair şiirler yazarken bulursun kendini...
Bütün şarkılar sana yazılmıştır sanki,onun sesinden dinlersin hepsini…

Aynı şehirde yaşıyorsan eğer sevdiceğinle biraz daha şanslısındır.
Fakat araya kilometreler girdikçe,korkuların büyümeye başlar içinde zamanla.
YA KAVUŞAMAZSAK korkusu…
YA BİRGÜN SEVMEKTEN VAZGEÇERSE korkusu…
Kendi kendine kurduğun HAYALLERİN GERÇEKLEŞMEYECEĞİ korkusu…
DOLU DİZGİN GEÇEN GÜNLERİN BİTECEĞİ korkusu…
BİRGÜN SENİ HİÇ ÖZLEMEYECEĞİ korkusu……

Sen tüm bunlarla boğuşup hayatı kendine zehir ederken,bir bakarsın ki o tam karşındadır…
Baharı getirmiştir sana bir kucak dolusu…




Seçimler,skandallar,fiyaskolar ve seçemeyen seçmenler!!!

Yok böyle bir şey ya…Millet olarak koyun olduğumuzun bir kanıtıydı sanırım dün yapılan yerel seçimler.Sadece kendi memleketimi baz alırsam şanslı mıyız? Hayır!...
AKP herhangi bir yönetime gelemedi ama DTP 2004 seçimlerinde kaybettiği kalesini tekrar aldı.DTP eş başkanı Ahmet Türk’ün yeğeni olan bu bey 99 seçimlerinde HADEP’ten Akdeniz ilçesine belediye başkanı olmuş, ve o dönemdeki ılımlı tavırları yüzünden kendi partisinden atılıp bir daha aday gösterilmemişti.Ancak o günden bu yana kendisi bütün DTP mitinginlerinde “PKK’nın giydiği kıyafet” olarak anılan şeyler ile basına poz verince Mersinde hiç de azımsanmayacak bir oy potansiyeline sahip kesimin sempatisini kazandı ve bugün itibariyle Akdeniz ilçesinin yeni belediye başkanı olarak oturdu koltuğuna.Son iki yılda nüfusuna göre fazla şehit veren Mersinde açıkçası DTP’nin söz sahibi olması Mersinli olarak beni rahatsız eden bir durum.
Bir tarafta zabıta arabalarında okullara getirilen oy çuvalları,bir tarafta elektrik idaresinin kendilerinden kaynaklanmadığını söyledikleri elektrik kesintileri,bir tarafta çalınan sandıklar…..


Yüksek Seçim Kurulu neden müdahele etmezsin bu duruma…!!!!

Zayi

"Ruhumu Kaybettim"




Hükümsüzdür!

Geçmişten gelen-9

Sanki kocaman bir boşluktayım… Ne başta ne sondayım…Ortalarda hiç değilim…

Açıklama yapma gereği bile duymamıştın benden giderken…Aklınca terk etmemiştin beni,sadece kanatlarını açıp kendini rüzgara teslim etmek istediğini söylemiştin .Ama hep merak ettim,üzerindeki onca yükle rüzgara nasıl teslim olduğunu.

Güvenimi,gururumu,aşka olan inancımı,yarınlarımı,gülümsemelerimi,içimdeki çocuğu da yanına aldın sen giderken. Ve ben sadece izleyebildim gidişini…Hep ağladım terkedilmişliğime ve olgunlaştım sayende…Hiç azalmadı ve azalmayacak yüreğimdeki gidişinin sancısı.Hep kabuk tutacak yaram ve ben hep kopartıp o kabukları kanatacağım yeniden,bana yaşattıklarını unutmamak için…

Şimdi saklamaya değer tek bir kırıntı bile kalmamış senden bunu anladım…Seni artık kelimelerle anlatamayacağımı da anladım…Hiç tamamlanmayacak bir öykü olarak kalacaksın sadece..Bazen bitirmek isteyeceğim seni,okuyacağım tekrar tekrar içim titreyerek sana uygun masalsı bir son yazabilmek için…Sonra kanayan yaram aklıma gelecek ve tekrar atacağım seni o yarım halinle bir köşeye…

Ve sonra tekrar kabuk tutacak yaram,ve sonra yine kanayacak,yine,yine,yine…………………

Nevruz

"Yeni gün" demektir nevruz. Baharın ilk günü, bahar bayramı. 12 hayvanlı Türk takvimi ve celali takvimine göre yılbaşı. Gündüz ve gece süresinin birbirine eşitlendiği gün.

Nevruz diye de adlandırılan bahar bayramını Orta doğudaki hemen hemen bütün halklar kutlar ancak ülkemizde bahar katliamı olması, herhalde bir tek bize özgü bir şey...
Karanlık kış günlerinin bitişinin, doğanın tekrar uyanışının kutlandığı gün olması gerekirken,kendimize has yöntemlerle kan akıtırız bu baharda da.

Hatırlarım,küçükken pikniğe giderdik ailece bahar bayramında.Tanımadığımız insanlarla soframızdakileri paylaşırdık orda.Bir sürü yeni arkadaşım olurdu bir günlüğüne bile olsa.Yeni yeni açmaya başlayan çiçeklerden toplardık.

Şimdi her nevruzda dışarı çıkarken annemin”kalabalık yerlere gitmeyin,tek başınıza gezmeyin,ortalarda olmayın”uyarılarını duymak ne acı.

İyi sekretebilen sekreter aranıyor

Fiziği ve diksiyonu düzgün bayan sekreter alınacaktır.
Tel:532-562 50 11
Görüşmeler saat 17:00-20:00 arasında yapılacaktır.


Ofisteki sinek avlama saatlerinde internette dolaşırken gördüğümüz bir iş ilanının copy+paste yapılmış hali yukarda yazanlar.Dayanamadım aradım ilandaki numarayı.Aramızda geçen diyaloglar aynen şu şekildedir;

Ben:İyi günler,ben sekreter ilanınız için aramıştım
İşveren:Evet buyrun
Ben:İş yerinin adresini öğrenebilir miyim?
İşveren:Eee şimdi şöyle bayan,siz nerde oturuyorsunuz mevki olarak?
Ben:siz Önce bir söyleseniz işyerinizi bana,yakın değilse bana hiç uğraşmasak
İşveren:Şimdi bayan işyerimiz Kuyulukta( şehir merkezi olmayan bir yer)
Ben:İş nedir peki
İşveren:Şimdi bayan, Kuyulukta 3 katlı evi var yeğenimin,oranın bir odasını ofis yapacaklar. Yurtdışına pompa işi yapıyoruz biz.
Ben:İşyerinin adı ne peki?
İşveren: İsmi yok işte,evi ofis yapacaklar.
Ben:Oldu peki o zaman,iyi günler
İşveren:Ben çarşıda Akçaabat köftecisindeyim Ciğerci Bahattin’in orda,isterseniz gelin görüşelim
Ben:Çaatttt


Dingildeki cesarete bak yaa,sekreter arıyormuş pompa işi için..Ba ba ba ba işe bak...Siktir lan pezevenk,senin ne bok yiyeceğin gün gibi belli.Daha neler görecez bakalım yaşadıkça…Adam utanmadan ilan vermiş bir de ya.Yani açık açık yazsa düdüklenecek hatun aranıyor diye daha bi iyi olurdu herhalde.Şu işsizlikte kimler arayacak kim bilir kendisini.Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın topunuzu…




Şimdi bu yazıyı okuyup,senin için fesat diyenler olabilir.Kabul,fesatım belki ama neden aynı adam bir erkek(bayan bi arkadaşım için aradını belirtmesine ragmen) aradığında bugün biriyle anlaştık diye cevap verir sorarım size?

Sorma söylemem:))




Hani böyle günlerce yağmur yağar,hava hep gri
bulutlarla kaplıdır,sonra bir sabah pırıl pırıl
bir güne uyanırsın tuhaf bir enerjin olur o
zamanlarda…

Ya da için boşalana kadar ağlarsın da bir arkadaşın
gelip türlü soytarılıklar yaparak güldürür seni.
Hafiflemiş hissedersin ruhunu hiç olmadığı kadar…

İşte öyle hissediyorum kendimi bugün…

Huzurlu,enerjili,pozitif,pek mutlu,en mutlu..

Ben yaptım,ben yaptım:))


Bu gece kendi yatağımda uyumadım,doğal olarak da sabah kendi yatağımdan kalkmadım.(Heyecan yapma aynı evin içindeydim,başka birisi de yoktu yatağımda.Şu kadınlı erkekli hikayelerden bekliyorsan yanılıyorsun:))
Normal koşullarda çalar saati susturup,gözüme ışık girmesin diye hafiften aralayıp banyoya giderim direk.Bugünde aynısını yapmak istedim,kalktım yürüdüm karşıma bir çekyat çıktı.Aaa daha vaktim varmış diye kıvrıldım oracığa.Annemin dürtmesiyle gözümü açtığımda mesaimin başlamasında sadece 20 dakika vardı.Allahtan trafik sorunu olmayan bir şehirde yaşıyorum da 10 dakikalık bi gecikme ile masamın başındaydım.
Umarım bu olay yaptığım dalgınlıkların ya da aptallıkların sonu olur.Zira bu bünye zamanında şunları da yaptı;


-Msn de yazışırken karşı tarafın yazdığı adresi not etmek için kalem ararken,adres ordan kaybolmasın diye karşı tarafa “pencereyi kapama kalem arıyorum” diye yazdı…
-Fax makinasına kağıdı koyup,sekretere fotokopi makinasının toneri bitmiş neden haberimiz yok,bak fotokopi çekemiyorum diye çemkirdi…
-Annesini mağazanın birinde unutup çıktı.Bir hayli yürüdükten sonra bir tuhaflık olduğunu anlayıp geri döndü ve annesinin kendi yokluğunu fark etmediğini anlayıp deli gibi güldü( eee ne demişler ama,kenarına bak bezini al,anasına bak kızını al)
-Aynı renk ve aynı şekilde şişelerde bulunan şampuan ve duş jelini her defasında karıştırdı….
-Müşteriden 110$ alıp,110£ para üzeri ödedi…
-Makyaj temizleme losyonu yerine asetonla göz makyajını temizledi…
-Yemeğe başlarken,(ramazan ayı olmamasına rağmen)afiyet olsun yerine Allah kabul etsin dedi…
-Ofiste kullandığı bilgisayarların birinden copy yapıp diğerine yapıştırmaya çalıştı…
-Telefonu kapattığını zannedip patronun eşine KARI diye hitap etti….
-İşten eve döndüğünde ayakkabılarını eline alıp buzdolabında onlar için yer aradı…
-Bankanın internet sitesinden işlem yapamayınca müşteri temsilcisini aradı.Temsilcinin istediği müşteri numarası yerine nedense mail şifresini verdi.( bu belki garip değil ama söylediğin şifre ebenis…m olunca olayın boyutu değişiyo tabi)

Bu liste böyle uzar gider tabi de benim bu kendinden geçkin bünyeye biran evvel estetik yaptırmam lazım.Yoksa Allah ıslah edecek beni..Görecem o zaman ebemin örekesini:)

İşini bilmeyen çavuşlar...


Yapmam gereken bir sürü iş var aslında.Ankaraya taşınacam yaklaşık 6 hafta sonra ve bunun için sanırım eşyalarımı hazırlamam gerek,burada bırakacağım işlerin koordinesini yapmam gerek,Ankaraya gidip ordaki evin eksiklerini gözden geçirmem gerek,sonra yine Mersine gelip arkadaşlarımla son günlerimi dolu dolu geçirmem gerek.
Bu saydıklarım buz dağının görünen kısmı,aslında ev eşyası eksiklerini tamamlamak çok yorucu.Daha önceki tecrübemden biliyorum.En olmadık şeyler unutuluyor bazen.
Tüm bunlara rağmen, benim yapmam gereken bunca iş varken ben hiçbir şey yapmadan duruyorum.Biliyorum kendimi aslında,durucam durucam durucam yumurta tavuğun götüne gelince folluk aramaya başlayacam:)
Sevmiyorum bir şeylere günler öncesinden hazırlanmayı yaa..Bu hayatımın her döneminde böyle oldu.Lisedeyken yazılılara çalışmadım günler öncesinden,üniversitedeyken final tarihleri belli oldu mu başlardı bizim grup harıl harıl çalışmaya bir hafta öncesinden.Ben karlı dağdan serin şekilde gezerdim ortalarda .Hayatta çalışamam öyle,sınav yarınsa bu akşam oturur çalışırım bi güzel..Sonuçta onlarda bitirdi okulu bende bitirdim.Kasamam kendimi öyle valla… Kaldı ki doğup büyüdüğüm bu şehirden ayrılmak için yapılacak hazırlıklara hiç başlamak istemiyorum..
Bak nerden girdim nereye geldim yine.Bu aralar pek bir daldan dalayım,bahar etkisi olsa gerek.Allah sonumu hayır etsin…AMİİİN…

Oynatmama az kaldı:)

Hayattan bıktığını söyleyen insanlara nasıl uyuz oluyorum anlatamam.Tamam benim de isyan ettiğim zamanlarım oluyor,olmuyor değil ama geçici yani 1-2 saatlik bir öfke sonucu.Ama adam daha 25 yaşında,sanırsın ki yaşayabileceği her şeyi yaşamış ben yaşamaktan bıktım diye dolaşıyor ortalıkta.Bi siktir git diyorum içimden,bıktıysan bıktın da neden beni de bıktırıyon ?İş yerinde işler yolunda gitmez bıkarlar yaşamaktan,sevgilisiyle kavga ederler bıkarlar.(Hayat,bak sana söylüyorum çok pis satış getiriyorlar seni uyarmadı deme:) Bendeki mantık koy götüne rahvan gitsin olduğu için sinirleniyorum çevremde bunlar dolaştıkça…

Kendini geliştir(e)meyen bu sebeple yeniliklerden korkan,at gözlükleriyle yaşayanlara da uyuz oluyorum.En basiti
-XXX yer misin?
-ıyyy nefret ederim
-Neden?
-Sevmem
-Tiksindin heralde ondan
-Yooo hiç yemedim bugüne kadar
-Hönk!....
Bir insan hiç yemediği bir şeyden nasıl nefret eder yaaa.Benim mantığım bunu almıyor bir türlü işte.Şunu yapalım-yok,buraya gidelim-sevmiyorum orayı…Ve bunların hiçbirisi denenmemiştir mutlaka şahıs tarafından.Allah seni nasıl biliyosa öyle yapsın emi..

Tembel,her şeyi ayağına bekleyen kişilerden de pek haz etmiyorum.Lök gibi oturma derler böylelerine bizim sülalede..Bir işi yapmak için ertelerler,ertelerler,ertelerler…..ve sonunda başkasına yaptırırlar.Kalk bakalım bi işe saldır ölüyo musun?Bu tembellerin hepsini bir meydanda toplayıp ateşe vermek istiyorum,bak sen şenliğe o zaman:)

Kendi götündeki kazığı görmeden,milletin gözündeki çöpü görenleri boğmak istiyorum.Katil olmam an meselesi!...( Bana ziyarete gelirken temiz çamaşır,kitap ve sigara getirirsiniz di mi?) Sen önce kendi kazığını bi çıkar ,ondan sonra çevrendekileri eleştirebilecek duruma gelirsin anam acele etme…Benim gözümdeki çöp beni kör etmez sen rahat ol...

Bunları neden yazdım?
Yukarda yazdığım 4 tip insanla,mesai saatlerimi paylaşıyorum da ondan…
Gerdiler sabah sabah yaaa....

Daldan dala,daldan dala,dal dal dal....

(: Geçici işitme kaybım bugün itibari ile geçti pek bir mutluyum.Kulağıma su kaçması sebebiyle iki gündür sol kulağımda geçici bir işitme kaybı yaşıyordum.Aradığım doktor amca panik yapmamamı söylediğinde bu durumun eğlenceli olacağını anlamıştım zaten.İşyerinde patronumla aynı odayı kullanıyorum.Ben onun sağında oturuyorum o da benim duyamayan kulağımın tarafında:) Zaten iki gündür gergin bir ortamda çalışıyorduk bu durumda tüy dikti üzerine.
-Psiko şurayı aradın mı?
-(aslında derinden duyuyorum ama işime gelmiyo)
-Psiko ödemeleri yaptın mı?
-(hiç işim olmaz)
-Psiko?
……………
Az sonra cep telefonuma mesaj attı adam ya.Kalk git şu kulağına baktır yoksa elimden kaza çıkacak diye:)) Kafa göz yarılması olmadan bitti neyse mesai.

********************************
Sonra çıktık benim sinirli kuzenimle eve doğru yola.Kaç zamandır aklımdaydı ama üşeniyordum alışverişe çıkmaya.Gerçi hala üşeniyorum ama neyse.
Offf ya ne zormuş ayakkabı almak….Hiç sevmem zaten alışveriş yapmak için saatlerimi harcamayı,akşam iş çıkışına sıkıştırırım genelde alışverişlerimi.Bu akşam da öyle oldu,kuzenle eve gelirken o mağaza senin bu mağaza benim bana ayakkabı aradık ama ne arama,evlere şenlik:)
En son girdiğimiz yerde bir amca vardı,amca diyorum zira kendisi 60lı yaşlarını geçmiş birisiydi.Zaten yoğun bir günün verdiği gerginlik üzerimde,amca bir taraftan kahverengi ayakkabıları gözüme sokuyor-ki kahverengi tek bir giyim eşyam yoktur,pek haz etmediğim bir renk tonudur-,diğer taraftan sinirliprenses olan kuzenim kafasına göre ayakkabı beğeniyor,ayakkabıların birini alırken arkasından 3 tane daha geliyor üzerine,sonra o 3 taneyi yerleştirmeye çalışırken 5 tanesi kafasına düşüyor,amca ısrarla bana kendi beğendiği bir ayakkabıyı satmaya çalışıyor,yahu amca benim ayaklarım zaten boyuma posuma göre birazcık küçük sende bana bebe ayakkabısına benzer şeyler gösterme,kazık kadar kadınım ben demek istiyorum ama yaşına hürmet edip susuyorum…Hiçbir mağazadan böyle kaçtığımı hatırlamıyorum.Dışarı çıktığımda ettiğim küfürleri duyan çocuklar dönüp dönüp bana baktılar,az kalsın onlara da hiç küfür eden bayan görmediniz mi diye sataşacaktım da sustum.Kazasız belasız geldik evimize neyseki:)




Not: Yazıya uygun resim arayacak zamanım yok zira ayaklarımı uzatıp Behlülcüğümü izleyecem günün bütün yorgunluğunu alsın diye:Pp Ah anne ah yaktın beni bu dizileri izleyerek,bende Ziyagil yalısında oturmak istiyorum,bende Bihter gibi garip kıyafetler giyip evin içinde yürüyemediğim topuklu ayakkabılarımla ördek gibi yürümek istiyorumJÖzeniyorum işte elimde değil:Pp

Not2: Vaktim olsa sen bu postu okurken fonda Semra Kaynanadan Daldan Dala şarkısı çalacaktı ama dedim ya Behlül bu başka bişeye benzemez:P






İlk sevgilim



Asla unutmadığım,ilk göz ağrım,ilk yürek sızım.Üzerine onca sevda yaşasam da kalbimin en güzel köşesine sahip olan tek insan.En gözü kara düşlerimin kahramanı ve düşünmeden terk ettiğim tek insan.
Onu beş dakikacık bile görebilmek için neler yapardım.Köşedeki bakkala gerekli gereksiz gitmeler,akşam yemek zamanlarında mahalleden arkadaşlarla yapılan dar vakit yürüyüşleri.
Cep telefonu da yoktu o zamanlar,o arayacak diye telefonun başından ayrılmazdım,o aradığında da mutlaka birisi geliverirdi yanıma konuşamadan kapanırdı o telefon.Her şeyin başıydı o,aşk hayatı dedikleri uzun yolculuğumun ilk durağıydı.İlk heyecan,ilk göz göze gelmeler,utanmalar,kızarmalar,mide krampları,el tutmak için yaratılan komik bahaneler,ilk öpücük,çocukluğun verdiği masumluğun,her şeyin kirletilmediği zamanlarımın paylaşımcısıydı o.Radyodan istek parçalar yollardı bana,okula gittiğimde her sabah sıramda “e” harfleri kesilmiş nestle çikolata paketleri bulurdum ve yanına bırakılmış küçük notlar.Ehliyeti olmadığı halde babasından çaldığı arabayla bir o yana bir bu yana gezer dururdu bizim mahallede.
Gözlerimi bu dünyaya ilk açtığım kişiydi o.Kendimi tanımaya başladığım, bir ilişkiyi, sorumluluk yüklenmeyi öğrendiğim, güçlerimi, elimden geleni gelmeyeni görüp de anladığım,ilk kazığı atan,ilk kırıklıklarımın sebebiydi aynı zamanda. Onun yanında başka hiç bir şey düşünmez, hiç bir şeyden korkmazdım.Buluşma yerinde beklerken uzaktan geldiğini görünce bile dizlerim titrerdi.Sinemada ellerini omzuma koymaya çalışırken girdiği komik şekillere gülerdim.Tek bir resmimiz var onunla,kalabalıklar içinde tesadüfen yan yana geldiğimiz bir resim.Onu saklardım kimse görmesin de yanlış anlamasın diye romanlarımın içinde.Gidebileceğimiz tek yer pastaneler,cafeler olurdu çünkü bira içmeye yaşımız tutmazdı:D Yanından ayrılıp eve geldiğimde birlikte geçirdiğimiz zamanı düşünüp salak salak sırıtırdım.
Hiç kötü düşünmedim onun hakkında,düşünmek de istemedim.Zamanında yaptığımız kavgaların ne kadar gereksiz olduğunu anladım zamanla.Büyüdüm çünkü….
Şimdi sıkıntılı anlarımdan kaçmaya çalışırken, her kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda, onun en sevdiği sanatçının sesini bir yerlerde duyduğumda bir anda aklıma gelen, yaşadığımız kavgaların, yapılan kıskançlıkların haddi hesabı olmamasına rağmen yüzümde gülümseme bırakan kişidir kendisi
Şimdiki sevgililer öyle mi peki, fotoğraflarını gönderiyor, msn'den görüntülü konuşuyor,cep telefonuyla mesajlaşıyorlar sürekli ama o ilk el tutmanın tadını aldılar mı hiç acaba?

Bir ben vardır bende,benden içeri...




BEN;


Prenses degilim çünkü babam kral değil,
Sevilmeden sevebilirim,
Ağlarsam ağlatırım,
Üzülürsem üzerim,
Hep gülümserim:),
Kısmet açarım,
Büyüklerime saygı gösterir,küçüklerimi severim,
62den çok güzel tavşan yaparım,
Gaz yapmam,sindirim sistemini zorlamam, ama bazı bünyelerde hazımsızlığa sebep olabilirim:)
Tutamayacagım sözler vermem,
Kimseye güven(e) mem,güven(e)mezsem sev(e)mem
Çok seversem söyleyemem,
Detaycıyımdır hataları affetmem,
Çok güzel yemek yaparım ama kendi yaptıgım yemekleri yiyemem,
Sinirliyimdir ama saman alevi gibi,
Nasihat veririm,nasihat alırım,
Çok konuşurum,çok okurum ama en çok da yazarım,
Kadir kıymet bilirim nankör değilim,
İnatçıyım,
Gizlim saklım yoktur kimsenin arkasından iş çevirmem,
Hayır demeyi bilmem,
Çok soru sorarım, az cevap veririm,
Kraliçe olabilirim , öpünce prens olacak kurbiş peşindeyim;)
aklıma gelirse daha editlerim artıkın

Abdülkayyumşahmuratethotmailnoktakom



:)Hani şu bloga kim girmiş,nerden girmiş,ne için girmiş,kaç vakit önce girmiş eklentisi var ya. Hah işte o eklenti benim kuzenime yaramadı..Şöyle ki; bu safımın bloguna Dubaiden biri giriyomuş sürekli,çok meraklanmış kendisi kimdir kimdir acaba diye.Ben kendisine orda Türklerin de yaşama ihtimali oldugunu söylesem de kendisi o şahsın bi arap şeyhi oldugu fikrine takılıp kaldı.(bkz:aç tavuk kendini bugday ambarında zanneder)
İşte o günden beri her lafın başı SENDE ARAP ŞEYHİ MSN İ VAR MI ? oldu.Geyikler dönmeye başladı bu konu üzerinde.Ama ben ne yaptım,yemedim içmedim,hiçbir masraftan kaçmadım, kendisine Senegal dışişleri bakanının şahsi mail adresini ve cep numarasını buldum( hiç şaibe yapmadım,elim kolum azcık uzundur da tanıdık konusunda söylemesi ayıp:P) Önce mesleğini begenmedi haspam,neymiş bizim mahallenin muhtarı daha zenginmiş:P Sonra kısa bir google araştırması yapıp adamın ten renginden dolayı ürktü garibim zira o vakte kadar msn adresine eklemiş:)
Sen misin arap şeyhi msn i isteyen.Ne bekliyodun bacım,arap yarımadasında sarı saçlı mavi gözlü şeyh mi yoksa:) Ahahaha sen o msn adresini bi süre kullanma istersen, bilgisayarını da açma bi süre bence..Ne olur ne olmaz di mi?

Bu arada bende öpünce prens olan kurbaga msni arıyom:)



kuzene not: alırsan arap şeyhi aha da resimdeki hatunlar gibi olursun valla karışmam

Bahar Temizliği:)

Hazır bahar ayları yaklaşmışken ben de bir temizlik yapayım dedim hayatımda:)) Oturdum ve çevremdeki insanları gözden geçirdim tek tek...Neden yaptım bilmiyorum,arada esiyolar bana böyle işte...Cep telefonu rehberi,msn listem,facebook derken ne kadar gereksiz insan doldurmuşum hayatıma..Başladım bir bir silmeye hepsini.Ay nasıl rahatladım anlatamam..Nasıl kasmışım kendimi kimseyi kırmamak adına bugüne kadar...

Şöyle gruplandırdım gereksiz olduguna kanaat getirdigim insanları;
-Kötü günümde yanımda olmak istedigini söyleyip,o günlerde asla çevremde olmayanlar...
-Gözümün içine baka baka bana yalan söyleyenler...
-Benim onlara verdigim sevginin,gösterdiğim saygının binde birini bana gösteremeyenler...
-Düşüncelerime deger vermeyenler...
-Kendini dünyanın merkezi zannedenler...
-Sadece kendi mutlulugunu düşünüp,bu ugurda beni harcayabilenler...
-İşi düşmeden beni hatırlamayanlar...

Vazgeçtim hepinizden,Allah yolunuzu açık etsin....