Geçmişten gelen-8




Bugün sana dair satırlarıma ömür boyu son veriyorum.
İçimde kurduğum senli dünyamdan kopuyorum.
Yapmak zorundaydım.
Seninle, ben hiçbir zaman “Biz” olamayacağız çünkü.

Hayatı akışına bırakıyorum bugünden sonra.
Hayalimdeki senin gerçekte ellerini tutmayı isteyişimi, sıcacık sohbetine karışan gülümsemeleri unutuyorum.

Zorlu sevda çıkmazlarında adım geçiyor benim.
Ben yürüdükçe sevginin kaybolan yollarında, aramıyorum sevgiyi artık.
Artık bir nefeslik umutların yolcusuyum ben.
Ben adına koştuğum her günü yüreğime saklayıp gidiyorum.
Her şeyin bir sonu varmış bunu da öğrendim yaşayarak.

Hayalde olsa sonu varmış yaşanılan mutlulukların.
Vazgeçmek ne kadar yüreğime iğneleri batırsa da derinden, savaşamıyorum artık. Ufacık bir umutla sarılamıyorum hayalimdeki sana.
Çünkü sana her gelişim de ben seni kaybediyorum.
Sesini duyamıyorum.
Varlığın her saniyede yüreğimde atsa da olmuyor işte.
Yapamıyorum.

Oysa her bir seste sana uzanan nefesimi hissetmeni isterdim.
Ömrümce yanında olup mutluluğu yaşatmayı isterdim. Ama işte yine sırtımdan vurdun beni.
Yollar uzadıkça uzadı, sen kayboldun aydınlık dünyamda.

Sevgiyi yüreğine yakıştırdığım adam mesafelerde can verdi.
Şunu bil ki güzel yürekli adam, ben senin yüzünü görmeden sevdim, ellerinin sıcaklığını hissetmeden sevdim.


Şimdi sana akacak kelimeleri boynundan asıp, ayrılıyorum bulunduğum bu şehirden.
Hayalleri erteliyorum…
Gün geldiğinde yüreğimin sayfalarını karıştırdığımda gülümseyeceğim sana…
Bana mutluluğu armağan ettiğin günleri anımsayıp mutlu olacağım sensiz......

hoşçakal....

Bu kadar mıydı tüm yaşananların özeti...
Ofisime gelip BEN GİDİYORUM,KENDİNE İYİ BAK,AGLAMA SAKINdan mı ibaretti söyleyeceklerin...
Ben içimden haykırdım sadece,bana söylediğin o şarkıdaki gibi...
BIRAKMA BENİ İNSANLAR KÖTÜ...BIRAKMA BENİ KORKUYORUM diye...
Ama yüzüne söyleyebildigim sadece HOŞÇAKAL oldu...
Şimdi hıçkırarak ağlamanın,2 senenin zehirini dışarı akıtmaların zamanı...
Hoşçakal bana yeniden sevilmeyi hissettiren,yüregi kocaman ama benim sevgimden korkan adam...

Hep biryerlere,birşeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hep biryerlere,birşeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok,"fast live","fast food","fast music","fast love".....
Dikte ettirilen"yükselen değerler","in"ler,"out"lar...
Buna benzer bir odada,şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi...
Dostluğu klavyelerinde,yaşamı monitörlerinde arayanlar...Size sesleniyorum...
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler,neden göremezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak,dokunmak,duymak yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da,duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?


MÜŞFİK KENTER

Tahammül edemiyorum

1-MSN kullanırken hem slm,mrb gibi kısaltmaları kullanıp hem de yazdıktan 2 sn sonra cevap yazmayınca titreştiren sabırsızlara,

2-Çevremde sürekli evlenmek için partner arayan müzmin bekar bay ve bayan arkadaşlarıma,

3-Annemin evde sürekli ayağına çorap giy diye peşimde dolaşmasına,

4-Yemeklerin içindeki etlere ve et kokusuna,

5-Hem beni şahsi telefonumdan arayıp hem de kimsiniz diye soran mercimek beyinlilere,

6-Evden çıkmadan önce 50 kez ütü fişi,ocak bilmemneyi kontrol edenlere,

7-Kuaförlerde yapılan dedikodulara,

8-Dolmuşa bindiğim zaman,beni baştan ayağa kadar süzen bayanlara,

9-Dip boyası gelen çakma sarışınlara,

10-Türkçeyi katleden yeni nesile,

11-Kapalı mekanlarda güneş gözlükleriyle salınanlara,

12-Araba önünde ya da direksiyon başında resim çektirip bunu envayi çeşit sitede yayınlayanlara,

13-Arkadaşlarını sahip oldukları statülerine göre seçenlere,

14-Şivesini değiştirip kibar olmaya çalışırken komik olanlara,

15-Sadece içki masasında adalet ve eşitliği hatırlayan sözde sosyalistlere,

16-Tvdeki bayık dizilere,

17-Eski eşimin(bu nasıl bir belirtmedir ya,bir kere eski olması için yenisinin olması gerekmez mi?) yeni kız arkadaşıyla her yerde karşıma çıkmasına,

18-Götünden düşecek şekilde düşük belli hiphop tarzı denen pantolonları giyenlere(yanlarından geçersen aşağı indiresim geliyo valla),

19-Limon kolonyasına,

20-Birbirinin cep telefonunu kurcalayan,msn vs. şifresini bilen çiftlere( ne bu böyle vıcık vıcık ilişki mi olur yaa...),

21-Resmi kurumlarda yaşanan bir evrağa 88 imza prosedürüne,

22-Kararsız insanlara,

23-Dağınıklıklarıyla övünenlere,

24-Şıpıdık şıpıdık terliklerle ayaklarını sürüyerek yürüyenlere,

25-Gereksiz kıskançlık yapanlara,

26-Hem mini etek giyip hem de çekiştiren hatunlara,

27-50cm bacak boyuna sahip olup kot pantolonlarını çizmelerinin içine tepiştirenlere,

28-Pc başında saatlerce oyun oynayanlara,

29-Sakız çiğneyen erkeklere,

30-Plaj vs. dışında flip flop giyenlere,

31-Ben böyleyim diye trip atanlara,

32-Seda Sayan'a

33-Ebru Şallı'ya

34-Derya Baykal'a

35-Esra Erol'a


36-Özlem ve Recai ikilisine( yeni yıla sizinle girdik tamam da 15 gündür bir aradayız yeter be fenalık geldi)







tahammül edemiyorum işte.....

Geçmişten gelen-7

Aynı şehirde, yakın semtlerdeyiz..
Geçtiğimiz yollar ,saatler ,gittiğimiz yerler bile aynı ..
Ama ayrı düşlerdeyiz biz.
Kocaman bi HİÇiz aslında...
Bizden.. senden bi cacık olmaz ki..
Anlamsızız sayende...
Aynı şehirde olsak ne yazar..
Ayrı kalpler ayrı düşlerdeyiz...

İronik ilişkiler yumağı...

Arkadaşlar arasında oluşan gruplaşmalar sebebiyle girdik bir tartışmanın içine bakalım.Lakin biz çıkamadık şu kadınlarla erkekler arasında ne olduğu belli olmayan ilişki yumağının içinden.Tartıştıklarımızdan çıkan sonuçları yazayım,paylaşayım bir de blogdaşların fikrini alayım dedim...





Şimdi efendim genel olarak dışardan bakıldığında erkek kadını elde etmek için türlü stratejiler izler,kadın ise çabuk beğenilmek ister ama hemen elde edilmek istemez..Her iki tarafta planlı/plansız davranışlar sergileyerek amaçlarına ulaşmayı arzular.ancak bu zafere ulaşma aşamasında her iki cins nedense yavşakça maske takar.Maalesef güzel yurdumuzda işin aslı budur.Sistem bu şekilde işelemektedir.Kaçan daima kovalanacaktır,her zaman seven degil sokan beğenilecektir.



Mesela bir kadını/erkeği elde etmenin yolu;ona bir süre ilgi gösterip daha sonra kendini geri çekmekte,cool takılmaktan geçer.Evet kişinin sevdasından midesine kramplar giriyordur ancak salya sümük işe girişip duygularını belli ederse karşı taraf ne kadar iyi niyetli olursa olsun boru gibi bir eksi puanı hanesinde görecektir.Duygularını g izleyip hareket ettiği takdirde başarı şansı daha fazladır.



Halbuki tüm bu oyunlara ne gerek vardır?Bir kişi bir başka kişiyi seviyorsa seviyordur ya da sevmiyordur.Neden davranışlar maskelenmelidir?Neden duygular dizginlenmeli,karşı tarafa belli edilmemelidir?.....Belli edilirse gizem kalmaz çünkü.Bu mudur yani bir ilişkinin OLUR sıfatını kazanmasının tek yolu?Zerre kadar dürüstülük var mıdır peki bu durumda? İşte tehlike çanları en baştan çalmıştır,en baştan yalanlar üzerine temeller atılmıştır...Bundan sonrasında da hepimizin başına en az bir defa gelmiş olan sancılı ilişkiler başlar işte....Sonrası malum...



Erkekler kendince kadınlar kendince haklı sonuçta.Erkek adam araba,futbol,cep telefonu triosunu kendine yaşam felsefesi edinmişken hatun kişinin romantik taleplerine de cevap vermek zorundadır.Vermez ise öküzlük mertebesine erdirilmemesi mümkün değildir.Kendini erkeğin dünyasının merkezine koymak isteyen hatın kişisi hiçbir zaman erkeğini merkez yapmaz.Kadın erkeğin,erkek de kadının ortak hayatları dışında da hayatları olduğunu kabul edemeklerinden olsa gerek bütün ilişiler sakattır incir ağacından düşmüşcesine...Bize de bu sakatlıkları onarmak düşer her defasında...



Bu yazacaklarımda benim her iki cins için tavsiyelerim nacizane...

-Puşt olmak efendi olmaktan daha iyi prim yapar(kızmayın erkekler ama durum bu..biz kadınlara akıllı uslu adam yaramaz..biz de nerede arızalı var onları bulur alırız hayatımıza zaten)

-Zamanı gelince geri çekilmeyi bil.Bırak o biraz ilgilensin seninle.Baymaaaa...

-Arama,sorma,konuşma,fazla görüşme.Konuştuğunda,görüştüğünde kısa kes,gizemin olsın;)

-Yeri gelince öküz ol(ama alışkanlık haline getirme)

-Zırt pırt hediye alıp karşı tarafın beklentilerini yükseltme.

-Olmuyorsa asla saplantı haline getirme,kes at...



ve atalardan kalan en delikanlı kuralı uygula;

EY SEVDASINDAN GÖZLERİ PERDELENMİŞ KİŞİ....SEN,SENİN ÇOK SEVDİĞİNİ DEĞİL,SENİ ÇOK SEVENİ SEV...BİL Kİ O SENİN İÇİN HERŞEYİ YAPACAKTIR...
Related Posts with Thumbnails