Tık tık tık...Kim o? Ben dış kapının mandalı :D

Yaşadığım ilişkilerde hep kendimi ezik hissettim bugüne kadar itiraf ediyorum sonunda. Bunun sebebi çok arıza çıkartan biri olarak görünsem de aslında herkesin yaşanmışlıklarına duyduğum saygıdır.

Şöyle ki;
Bir sevgilim olur. Ama gel gör ki adam bana geldiğinde doymuştur her şeye zaten. Bir ilişkide yaşanabilecek her şeyi yaşayıp öyle gelmiştir bana. Sevmek, sevilmek, acımak, acıtmak, üzmek, üzülmek, şefkat göstermek, eleştirmek, eleştirilmek vs vs vs.. Her şeye doymuştur işte.
Kaba tabirle posası gelir bana :D

Birlikteyizdir aslında ama birlikte de değilizdir aynı zamanda. Bir süre bana, benden bir önceki aşkını, acılarını anlatır..belki içinde karşılaştırma da yapar ama söylemez bunu. Dinlerim ben de sabırla, boşaltsın içindeki zehiri diye...Beklerim. Ama bitmez o zehir nedense.

Hem bunları anlatır bana, hem de bir taraftan beni kırmamak için çok özenli olur bana karşı. Kelimelerini özenle seçer, sürekli özür diler. Yanlış anlaşılacağını düşünür sürekli, çünkü öncesinde hep yanlış anlaşılmıştır.

Vehasıl bu durum böyle giderken ben kırılmaya başlarım, eski izleri görmeye devam ettikçe.
Susar, kendi kendime sinir olduğumla kalırım. Yaşadıklarını silemeyeceğimi bilirim çünkü.

Veee bir süre sonra kendimi 2. kadın gibi hissetmeye başlarım, hayatında benden başka kimse olmadığını bile bile.

Sonra bir köşede sessizce bekler, izler ve yine sessizce giderim….

2 fikr-i beyan:

Şu durumda "doymamış duygu oranı yüksek" erkeklerden yana kullanmanız lazım seçim şansınızı. Tabi eğer seçilmekten ziyade seçmeyi tercih eden biriyseniz... Karışık bir mevzu sanırım :)

 

anlattığın şeyi yaşadığım için seni çok iyi anlıyorum. yeri geldi konuştum yeri geldi sustum ama baktım ki değişen bir şey yok geri çektim kendimi...