Bazen baştan yanlış insan olduğunun farkına varsak bile gönlümüzün kaydığı kişinin, bile bile lades deriz ve o andan itibaren hayatımız asla eskisi gibi olmaz. Günlerce arkadaşlarımızla tartışmalar yaşarız, bazen öyle durumlar olur ki ailemizi karşımıza alır herkese rest çekeriz ama asla değmeyeceğini de biliriz o'nun için.
İki ayakla boka basmak gibi bir şeydir aslında. İlk aşamada masum bir durum gibi görünür, "seviyorum ama napiiiim" gibi cümlelerle kendimizi avuturuz. Zamanla kendimize kızmamız, kendimizi kötü hissetmemiz muhtemeldir. Bu kadar her şeyin farkında olup bir şey yapamamak ise artık sıyırmanın son aşamalarına yaklaşmaktır. Yıpratır, üzer, kaybettirir.
Hayatımızdan çıkarmak istesek de çıkartamayız. Birlikte devam etmek istesek ayrı bir dert olur. İçinden çıkılmaz bir haldir ve bunu ne yazık ki sevdikten, bağlandıktan sonra anlarız. Anladığımızda ise her şey için çok geç olmuştur.
Bir yana atmak istersin her şeyi ama olmaz. Canın kadar sevdiğin, değer verdiğin bir insan vardır. Üstelik de bu insan tüm hücrelerini, tüm hayatını ele geçirmiştir ne olduğunu anlayana kadar. Hayatın olmuştur hatta. Her şeyini ona göre düzenleyip yaşarken, aslında hiç sevmemen gereken birini sevmiş olduğunu fark etmek hayal kırıklığıdır. Olmaması gerekiyordur hayatında ama bir yandan da onsuz yapamayacağını, olması gerektiğini düşünürsün. Gerçekten acıtır insanı.
İnsanlar her daim o'nun size verdiği zararlardan bahsetseler dahi gözleriniz kör olmuştur bir kere aşktan...Ve bir gün canınıza tak eder… Ayrılırsınız.. Çünkü vakti gelmiştir artık, tahammül kalmamıştır bir takım şeylere...
Ondan size kalan hatıralar; psikiyatristiniz, psikologunuz, kullandığınız anti-depresan ilaçlar, insanlara duyacağınız nefret ve güvensizlik, üstüne bir de bunlar yetmezmiş gibi gecelerce dökeceğiniz gözyaşlarıdır...
Ama işte insanız..Arsızız...
Denemeden öğrenemiyoruz hiçbir şeyi..
Bir meleğin anatomisi
13 dakika önce
0 fikr-i beyan:
Yorum Gönder