
Önce benim kokum vardı.. Sadık, uslu, kırılgan, ardından yıldız tozu bırakan bir koku..
Evrenin bir yerinde de senin kokun vardı.. Gizemli, derbeder, biraz yabancı, biraz da sahtekar bir koku.
Hayat bize küçük bir oyun oynadı bir gün ve bir tesadüfün kucağında buluverdik kendimizi. Şehrin kokusu kış kokusuydu..
Günlerden pazartesi, saatlerden akşamüstü ve hava soğuktu..
Kokularımız uykuda, günün rehavetindeydi..
Ve tesadüf oluverince, oluşuverince o an, havada moleküllerimiz çarpıştı önce.
Sonra bakışlarımız çakıştı. Alev aldı kokularımız. Etrafımızı sardı duman.
Gözümüz görmez oldu o dumanda, burnumuz hissiz..
Körlük hissiydi bu. bizi birbirimize iten, el yordamıyla buluşmamızı sağlayan.
Karanlıkta buluştuk. Elele tutuştuk.gecenin kadifesine sarıldık.
Kokularımıza sokulduk.
Karıştık.
Sen ben koktun, ben sen koktum. "Kokumuz" görünmez bir pelerin oldu.
Kah kelebekler kondurdu pencerelerimize, kah aklımızı aldı gün ortası, pembe bir sıvı ılık ılık aktı damarlarımızda, yüzümüze vurdu günün ışıltısı.
Sonra başka "kokularımız" oldu..
Sabah kokularımız, soğukta yüzümüze vuran sıcak çikolatanın kokusu..
Öğlen kokularımız, kalabalık içinde yalnızlık kokusu..
Akşam kokularımız, ıhlamurların altından eve dönüş kokusu..
Şarap kokusu, tarçın kokusu, akşamın beraberliği kokusu, gecenin bize aitliği kokusu..
Başka bir şehirde beraberliğin kokusu, tren kokusu, mavi göğün kokusu, bohem müziğin kokusu, sarhoşluğun, eski bir otelin, dizginleyemediğimiz sevginin, ufak kışkırtmaların kokusu.. Özgürlüğün kokusu, mutluluğun kokusu bizim oldu..........
Sonra "kokuların"la sen gittin.
"Kokularımla" ben kaldım.
Sonra "kokularımız" gitti..........
Yerini "korkular" aldı.
Zaman-mekan eksenimiz şaştı.
Sonra aktı gerçeklerin sahte boyası.
İlk gerçeklik akşamında şarap oldum şişede, üzüm oldum ezildim.
Kanım bordo kırmızı pıhtılaştı damarlarımda..
Şarapla beraber gözyaşımı içtim. Sanki içimi sıkıyorlar, gözümden çıkıyordu suyum.
Tuvaletin kapağında asılı kaldı başım.
Uyandığımda hala ağlıyordum. Sonra duvarlar yıkıldı başıma, enkaz altında günlerim geçti.. Kopardım bir şeyleri. Salıverdim nefretleri. acıyıverdi içim.
Kalbim söküldü, ince ince kıyıldı.....
Sonra zaman geçti...
Geçti acım.
Kalbim büyüdü tekrar, gözlerim seçer oldu, ellerim tanır.
Sadece bazen bazen, bir koku çalınır, aklım izler arar sağda solda, fotoğraflara bakar, kalbim titreşir....
Burnumun direğine vurur acım.